BİYODİZEL ÜRETİMİ İÇİN KANOLA MALİYETLERİ

Biyodizel, tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de hızla önem kazanmış ve önemli bir endüstri kolu haline gelmiştir. Daha düne kadar bize gelen sorular biyodizel nedir nasıl yapılır iken artık daha teknik sorular gelmeye başlamıştır. Buda Biyodizel sektörü ağır aksak ta olsa emekleme sürecini tamamladığını ve gelişme dönemine gelindiğini gösteriyor.Biyodizel hukuksal açıdan (lisans , TSE vs) , teknik açıdan ve ticari açıdan sıçrama yapmaya başlayacaktır.Artık lisans alma ve TSE  gibi prosedürler tamamlanmıştır. Bundan sonraki süreç

 

Kalite ,standart

Maliyet

Üretimin sürekliği

Rekabet

Uygun hammadde temini

Yan ürünlerin  (Gliserin  ,küsbe KOH , atık su ) değerlendirilmesi

Yağ bitkileri tarımı

               Yağ bitkilerinin uygun yöntemle preslenmesi gibi konularda önem kazanacaktır. Yukarıda sıraladığımız hususlar iç içe girmiş ayrılmaz parçalardır. İşletmenin karlılığını koruyup hayatiyetini devam ettirebilmesi ve hayatiyetinin devam ettirebilmesi için Tarımsal üretici – sanayici –tüketici dengesini çok iyi ayarlamak gerekir. Tüm yasal süreçleri tamamlanmış olan ve boşlukları kalmamış olan Biyodizel sektöründe hukuka uygun çalışmaktan başka çıkar yol yoktur.Yani biyodizel işi tarımdan gelmekle birlikte enerji sektörü ile ÖTV mekanizması içerisinde yasalarla kuralları net olarak belirlenmiş geleceğin işidir.

             Küresel ısınmanın acı gerçeklerinin, gün yüzüne çıkması, enerji fiyatlarındaki önlenemez logaritmik (hızla yükselen) biyodizel sektörünü tüm dünyada önemli kılmaktadır.Ülkemizde bir takım olumsuzluklara rağmen , yasal altyapının oluşması ve netleşmesi sektörel ve kapital sahibi büyük aktörlerin sektöre girme zamanının geldiğini gösteriyor. Bu konuda ilgi artmış durumdadır.

         Geleceğin önemli ve karlı sektörü olan biyodizel işi kendi içinde birçok sektörden oluşmaktadır. Bunlar             

 

Tohumculuk

Tarımsal üretim

Tarımsal üretim organizasyonları

Yağ sıkma ve nötralizasyon

Biyodizel üretimi

Gliserin üretimi

Dağıtım, pazarlama, finansman

Biyodizel ve bitkisel yağ taşımacılığı

Yağ- çekirdek – ve hammadde temini

Metil alkol, sodyum metelat, donma düşürücü gibi kimyasal temini

Makine ve ekipman üretimi

Teknoloji üretmek, Ar-ge geliştirme hizmetleri

Kalite kontrol laboratuar hizmetleri

Toplam üretim danışmanlığı gibi sıralanabilir.

 

            Biyodizel sektörüne yeni girmek isteyenler veya mevcut durumunu iyileştirmek isteyenler yukarıdaki listeyi inceleyerek sermaye yapısına, bulunduğu coğrafyaya, firmanın çalışma yapısına , yöneticilerin ilgi bilgi ve tecrübesine göre kendisine bir veya birkaç maddeyi seçebilir. Bütün maddelerin yapılabilmesi büyük bir organizasyonu gerektirir. Böyle bir organizasyon için yeterli sermaye olsa bile hantal bir yapılanma olacağı için tavsiye edilmez. Bunun yerine firma kendine en uygun noktaya yerleşmeli ve sektörel çözüm ortakları ile işbirliği yapmalıdır. Örnek tarımsal üretimde arazi ekimi yapmak yerine sözleşmeli ekim modeli uygulamak , Taşıma firması kurmak yerine güvenilir bir filo ile çalışmak , teknolojiyi öğrenmek yerine uzman kişilerden know almak gibi.

           Biyodizel işine yeni girecekleri de dikkate alarak biyodizel üretimini kısaca tarif ederek daha sonra başarılı  ve karlı bir biyodizel üretmenin ana kriterlerinden bahsedelim.                

           Biyodizel temelde bitkisel yağlardan elde edilen metil esterlerdir. Buna Biyodizel ,Biodizel ,Biyomotorin ,Bitkisel yakıt ,Metil ester , YAME  ( Yağ asidi metil esteri) biofuel ,biodiesel , biyoyakıt gibi isimler verilmektedir. Ülkemizde oturmuş adı biyodizel dir.

Gümrük poz numaralarına,  standardına göre ve TS EN 14214 oto biyodizel ve TS EN 14213 ve yakıt biyodizel olmak üzere  2. ye ayrılır.

            Ülkemizde bu standartlarda mal üretmek kanuni ve gerekli bir zorunluluktur. TS EN 14214  Standardında üretilen bir biyodizel araçlara zarar vermez. Bu konuda görüş ve tartışmalar devam etmektedir.

             Standart üretimin sağlanabilmesi için Genellikle Kanola yağı kullanılır. Kanola yağı kullanmak zorunlu değildir. Motor üreticilerinin talepleri doğrultusunda hazırlandığı söylenen EN 14214 Standardını en iyi sağlayabilen yağ Kanola bitkisinin yağıdır.Bu nedenle Kanola bitkisi ve tarımı ön plana çıkmaktadır.Bunun yanı sıra aspir yağı ,soya yağı ,ayçiçek yağı ,palm yağı gibi yağlarda biyodizel üretiminde kullanılabilir. Güzel bir mühendislik hesabı yapılarak uygun miktarlarda paçal yapılabilir. Önemli olan hangi yağ ürettiğiniz değil standardı sağlamanızdır. Başarı için Kanola yağı kaçınılmazdır.

           Biyodizel üretiminde başarılı olabilmek için

Kaliteli hammadde

İyi bir tesis

Bilgi

Asgari bir labaratuvara ihtiyaç vardır.

              Biyodizel üretiminin maliyetinin % 90 ını Hammadde olarak yağ teşkil eder. Hammadde değişken olmakla birlikte tesis-bilgi ve laboratuar sabit olabilmektedir. Sektörel yatırımcılar iyi bir danışman yardımcılığı ile bilinen teknolojilerden kendi sermaye yapısına uygun iyi bir tesis seçmelidir.İyi bir tesis başarıyı getirir. Tesisin kapasitesi de ileride ki rekabet için önem arz eder. Tesis ve yeri seçilirken muhtemel gelişmeler dikkate alınmalıdır. Piyasadan sektörel bilgi ve birikimi olan mühendislik hizmetinde temin edilebilir.Laboratuar kurulumu ve hizmet satın alma konusunda ciddi bir sıkıntı yoktur.

            Kaliteli hammadde ye gelince sürekli değişkenlik arz eder. Satın almacı çok tecrübeli ve hammaddeyi bilmesi gerekir. Çünkü hammadde Olarak yağ üretildiği yerin 

Coğrafyasına, menşeine

Ekolojisine

Toprak yapısına ,arazinin yönüne ,eğimine ve hakim rüzgar yönüne

Rakımına

Kullanılan tohumun çeşidine

Gübreleme yöntemine

Ekim zamanına

Yağış rejimine

Sulama zamanı ve şekline

Uygulanan tarım teknolojisine

Hasad zamanı ve saklanma şekli ve süresine

Yağın sıkım şeklinin teknolojisine 

      Göre değişiklik arz etmektedir. Bu kriterlerin hepsi dikkatle incelenmeli ve en uygun nitelikte ekim yapılmalıdır. Yağ bitkisi üretimi yapacak olanların, alacak satacakların toplam olarak dikkat etmeleri gereken husus , kanola için örnekleyecek olursak                      

 

Verim   ortalama 250-400 kğ/da olmalı .

Yağ oranı        %42-50 olmalı   

Küsbe de protein yüksek olmalı

Nem oranı düşük olmalı % 10 un altında

Yağ asitleri oranında çoklu doymamış yağlar fazla olmalı.

Oksidasyon stabilizesine uygun olmalı.

Taze veya taze sıkılmış olmalı , yağ asidi % 1 in çok altında olmalı

Mümkünse cold pressin ile sıkılmış olmalı

 

  1dekar alana atılacak tohum miktarı 700 gram- 1 kg arasındadır.

  1 kg  tohum 2007 de 10 USD/kg civarındadır.

 

  Kanola bitkisinin; 2007 yılı için yurt için

  Fiyatı kilogramdır.45 YKR dir  (450 000 TL)

  Devlet desteği 20 YKR/kg dır.

  Yurt dışında ise örnek Ukrayna da 280 USD tondur.

 

 % 42 net Kanola yağı içeren bir tohumu dikkate alırsak

      1 ton kanoladan 420 kg yağ çıkar. 

      1 ton kanoladan 80 kg su çıkar.

      1 ton kanoladan 490 kg küsbe çıkar

      1 ton kanoladan    10 kg  fire    çıkar.

1 ton yağın maliyeti 1000*45YKR= 450 YTL dir 450/1,68= 267 USD

Küsbe fason işleme durumunda sıkma işletme gideri olarak hesaplanmıştır.

 

Biyodizel ÖTV 65 YKR dir. Yerli üretimden olmak kaydı ile Motorine % 2 katılabilecek biyodizele ÖTV yoktur.

 

1 ton yerli üretim tohumun maliyeti 450 YTL  / tondur.

1 ton yağın maliyeti 450*42 yağ oranı ile =  1071 YTL /tondur.

Piyasada ithal kanola yağı 900 USD+KDV  (%18 ) dir 2007 - Ocak

Biyodizel üretimi ve maliyeti

 

1 ton yağ yaklaşık 1100 litredir.

1 ton biyodizel ise yaklaşık 1136 litredir.

1 ton ham gliserin 950 litredir.

 

            Ya , yağ asitleri 16:0, 18:1 gibi adlandırılan yağ asitleri ve gliserinden oluşmaktadır.Bir molekül yağ bir çok değişik yağ asitleri ve gliserinden   meydana gelmektedir.Biyodizel yapmak yani esterifikasyon ;

 

            Gliserini yağ asitlerinden ayırma işlemine denir. Yağ  55 dereceye ısıtılarak , metil alkol ile gliserinin yer değiştirmesi sağlanır. Buradan gliserin ve su açığa çıkar. Bu işlem yapılırken katalizör olarak Kostik olarak NaOH, sodyum metelat ve KOH kullanılmaktadır.

Gliserin ağır bir madde olarak dibe çöker ve ayrılır. Daha sonra Katalizör yıkanma sureti ile geri alınır. Ürün kurutularak filtre edilir. Test edilerek mamul hale getirilmiş olur. Bu yeni ürüne eğer metil alkol ile yapılmışsa metil ester, etil alkol ile yapılmış ise etil ester adı verilir.

Yağın içerisinde bulunan gliserin miktarı yaklaşık %11 dir.

 

1 ton yağdan %98 verimlilikte 980 kg biyodizel elde edilebilir. Buda 1125 litre kadardır.

1 ton yerli yağ 1071 YTL olduğuna göre

1 ton üretim için gerekli metil alkol 160 litredir (700 USD) *160 = 160 litre

 

1000 litre yerli biyodizelin yağ maliyeti                                  1071/1125= 952    YTL

1 ton için biyodizel maliyeti 0,160* 700=112 USD                    112*1,48=166     YTL

1 ton biyodizel için kostik 3 kg                                                           3*1  =   3    YTL

 

Toplam hammadde gideri =                             1121   YTL

İşletme gideri % 10 olarak hesaplanacaktır.        112   YTL                     Toplam maliyet                                              1233   YTL

Kar % 10                                                         123   YTL

Ara toplam                                                     1356    YTL

KDV    %18                                                     244    YTL

Satış fiyatı                                                      1600    YTL

SONUÇ OLARAK YERLİ biyodizelin Toptan satış Fiyatı 1,6 YTL olarak oluşmaktadır.     

 

Bu maliyetler basit olarak hesaplanmıştır. Gliserin ısıl işlem amortisman gibi giderler daha detaylı olarak hesaplanarak tam maliyet hesaplanmalıdır. 45 YKR den yerli kanola tohumu bulmakta zordur. 50-55 YKR Olarak yeniden hesaplanmalıdır. İthal kanola yağında biyodizel yapıldığında Ocak 2007 litre maliyeti 1,489 +KDV  dir.

 

İthal malın satış fiyatı       

Maliyet                                                                1,489 YTL

KDV                                                                       268 YTL 

Toplam                                                                1,757 YTL

ÖTV                                                                      0,65 YTL

İthal Hammaddeden biyodizelin satış fiyatı 2,407 YTL /litre olur. 

 

            Bu fiyat ise ocak 2007 de oluşan 2.1 YTL/ Olan motorin ile rekabetçi olamaz.Yerli üretim biyodizelin Lisanslı an dağcıya verilmek şartı ile  1,6 YTL dır.Bu rekabetçi olabilecek bir fiyattır. 

           Yukarıdaki hesaplardan anlaşılacağı üzere yerli KANOLA BİTKİSİ tarımı ÇOK ÖNEM Kazanmıştır.

ENERJİ TARIMI

SOYA ve TARIMI

Soya, Japonya ve Çin gibi doğu Asya ülkelerinin en önemli tarımsal ürünlerinden biri olarak, yüzyıllardan beri, buradaki insanların temel besinlerini oluşturmuştur. Anavatanının doğu Asya, muhtemelen Çin olduğuna inanılan soya, insanoğlu tarafından kültüre alınan ve yetiştirilen en eski bitkilerden bir tanesidir.

Bugün, dünyada yaklaşık 79.000.000 hektarlık alanda soya tarımı yapılmakta ve yıllık 180.000.000 ton civarında bir üretim gerçekleşmektedir. Dünyada en fazla soya ekimi ve üretimi yapılan ülkeler sırasıyla, ABD, Brezilya, Arjantin, Çin ve Hindistan dır (FAO, 2002 yılı verileri).

Soya bitkisi, tanesindeki ortalama % 18-20 yağ, % 40 protein, % 30 karbonhidrat, % 5 mineral madde (fosfor, potasyum, kalsiyum, kükürt, magnezyum vb) ve çok sayıdaki vitaminlerle (en çok A ve B), ayrıca proteinin yapısında zengin ve değerli amino asitler bulundurması nedeniyle, "harika bitki" olarak da anılmaktadır. Ayrıca, omega-3 yağ asidi olarak da bilinen linolenik asit yönünden oldukça zengindir. Omega-3 yağ asidi, vücut tarafından yapılamamakta ve dışarıdan alınmak zorundadır. Kalp rahatsızlıkları, kandaki kolestrol dengesinin düzenlenmesi ve kemik erimesi (osteoporoz)’ ne karşı mutlak surette alınması zorunlu olan Omega-3 (linolenik) yağ asidi miktarı, soyada % 5-11 arasında değişmektedir. Bu miktar, mısırda % 0.5, zeytinde % 0.5 ve ayçiçeğinde % 0.5 tir.

İnsan beslenmesinin yanında, hayvan yemi olarak da iyi bir besin kaynağıdır. Soya küspesi, hayvan yemi olarak, içerdiği yüksek orandaki protein nedeniyle, özellikle de kümes hayvanları için çok yararlıdır ve bunların günlük beslenme programlarına konmaktadır.

Tarımsal açıdan da yararları vardır. Bir baklagil bitkisi olması nedeniyle, toprağın serbest azotunu köklerindeki nodüllerde bağlayarak, masrafsız olarak hem kendine besin maddesi temin etmekte, hem de kendisinden sonra gelecek bitkiye hazır besin elementi sunmaktadır. Ayrıca, bir çapa bitkisi olması nedeniyle de, tarladaki ot mücadelesinde (ot populasyonunun azalmasında) fayda sağlar. Bahsedilen bu özellikleri, soyanın iyi bir münavebe bitkisi olduğunu ortaya koymaktadır.

Bu özelliklerinin yanında, sanayi'de de en çok kullanılan bitkilerden bir tanesidir. İçerdiği yüksek orandaki protein nedeniyle, soya eti yapımında, un, süt, yoğurt ve peynir yapımında, boya, muşamba, tutkal gibi daha bir çok sanayi ürünü imalatında kullanılmaktadır. Soyadan elde edilen sanayi ürünü sayısı 200’e yaklaşmıştır.  Kısaca, her yönüyle faydalı bir bitki olan soya,  Dünyanın en değerli sanayi bitkileri arasında yerini almıştır.

Ülkemizde soyanın ilk olarak Ordu ilinde I. Dünya savaşı yıllarında yetiştirilmeye başlandığı bilinmektedir. Halen, Karadeniz bölgesinde, Ordu ve Samsun illerinin yanında, Akdeniz bölgesinde Antalya ve Çukurova bölgelerinde ekimi yapılmaktadır. Bazı bölgelerde, “Çorum fasulyesi” veya “şeker fasulyesi” diye bilinen bitki, aslında soya bitkisidir.

Yıllık soya üretimimiz kendi ihtiyaçlarımızı karşılamaktan çok çok uzaktır. Ülkemizdeki yağ açığının kapatılması ve özellikle hayvancılığımıza (özellikle kümes hayvancılığı) yem temini amacıyla her yıl yurt dışından soya, soya yağı ve soya küspesi ithal edilmektedir. FAO’ nun 2002 rakamlarına göre, yurt dışından ithal ettiğimiz soya ve soya ürünlerinin tane olarak karşılığı yıllık yaklaşık 1.500.000 ton dur. Kendi ürettiğimiz yıllık 60.000-70.000 ton ile mukayese edersek, şu andaki soya üretimimizi 25-30 kat arttırmak zorunda olduğumuz gayet açıktır.

   Çizelge 2. Türkiye Soya ekiliş ve üretim durumu (1998-2002)

 

1998

1999

2000

2001

2002

Ekiliş    (Ha)

23.000

24.000

15.000

17.000

23.000

Üretim (Ton)

60.000

66.000

44.500

50.000

75.000

Verim (Kg/da)

260.9

275.0

296.7

294.1

326.1

Kaynak: FAO Statistical DataBase (www.fao.org

Soya, dik büyüyen, dallanabilen, küçük çalı görünümlü, sap ve yaprakları gri, kahverengi ve bunların değişik tonları gibi farklı renklerdeki tüylerle kaplı, yetişme şartlarına bağlı olarak 30 cm ile 2 m arasında boylanabilen, beyaz veya mor renklerde çiçeğe sahip, her birinde 1-5 arasında tane bulunabilen baklalar oluşturan, kazık köklü, köklerinde havanın serbest azotunu bağlayabilen Rhizobium japonicum. bakterilerinin bulunduğu nodüller oluşturan, fotoperiyoda duyarlılığı nedeniyle, kuzey yarım küreden ekvatora kadar uzanan alan içerisinde 13 ayrı olgunluk grubuna (000-X) ayrılan, yazlık karakterde, baklagiller grubundan bir kısa gün bitkisidir.

Çeşit Seçimi:

soya çeşitleri, 13 ayrı olgunluk grubuna ayrılmıştır. Ülkemiz açısından ise, Trakya bölgesinden başlayarak Çukurova bölgesine kadar uzanan alanlar için, “0” grubu ile “V” grup arasındaki olgunluk grubuna dahil çeşitler rahatlıkla yetiştirilebilir. Bir bölge için uygun çeşit seçiminde, o bölgenin soya yetiştirmeye elverişli toplam gün sayısının bilinmesinde fayda vardır. . Eğer, tarıma elverişli günlerin sayısı sınırlı ise, o bölge için erkenci çeşitlerin seçilmesi daha uygun olacaktır. Yine aynı şekilde, bu süre çok uzun ise, daha geççi çeşitlerin seçilmesi gerekmektedir. Örneğin, yetişme dönemi sınırlı olan Trakya bölgesi için, “00”, “0” ve “I” gruptaki soya çeşitleri uygun iken, Karadeniz bölgesinde, “II” ve “III” gruptaki soya çeşitleri ve Çukurova bölgesi için de, “III”, “IV” ve “V” gruptaki soya çeşitlerinin seçilmesi daha uygun olacaktır.

Toprak İsteği ve Toprak Hazırlığı: Soya, toprak isteği bakımından çok da seçici bir bitki değildir. Hemen hemen her türlü toprakta rahatlıkla yetişebilir. Ancak, diğer bazı bitki türlerinde de olduğu gibi, geçirgenliği iyi, suyu göllendirmeyen, fakat su tutma kapasitesi iyi, toprak pH’ sı 5.5-7.0 arasında olan tınlı topraklar, soya tarımı için ideal topraklardır.

Gübreleme: Soya bitkisi, köklerinde oluşturduğu nodüller içerisinde bulunan rhizobium japonicum bakterileri yardımıyla, toprak havasında bulunan serbest azotu, bağlayarak yarayışlı hale getirebilmektedir. Diğer bir ifadeyle, kendi ihtiyaç duyduğu azotunu kendisi üretebilmektedir. Bu nedenle, soya tarımında, azotlu gübrelemeye  pek ihtiyaç duyulmamaktadır. Ancak, bitkilerin nodüllerini oluşturuncaya kadar geçecek süre içerisinde ihtiyaç duyabileceği az miktarda bir azotlu gübre uygulaması ekimden önce yapılabilir. Bunun miktarı, dekara 3-5 kg saf azotu geçmemelidir.

Bakteri Aşılaması: Daha önce de değinildiği gibi, soya bitkisi, köklerinde oluşturduğu nodoziteler (nodüller) içerisinde, simbiyotik (ortak) olarak yaşayan ve soya bitkisine özgü Rhizobium japonicum bakterileri yardımıyla toprak havasında bulunan serbest azotu (% 79 N) bağlayarak yararlı hale getirebilmekte ve kendi azot ihtiyacını karşılayabilmektedir. Diğer bir ifadeyle, bu işi bedavaya, hiçbir girdi gerektirmeden yapmaktadır. Bu nedenle, eğer bir tarlada soya tarımı yapılacak ise, ve o alanda daha önceden hiç soya yetiştirilmemişse, ekimden önce soya tohumlarının bakteri ile aşılanması gerekmektedir. Ancak, şunu da belirtmek lazım ki, soyanın bakteri ile aşılanması, tane veriminde ekstra bir artış sağlamamaktadır. Aşılamanın en büyük amacı, soyanın ihtiyaç duyduğu veya duyacağı azot elementinin hiçbir ekstra girdiye gerek olmadan, bedava olarak temin edilmesidir. Aşılama yapılmadan, ancak bitkinin ihtiyacı olan azotlu gübrelemenin dışarıdan uygulanması ile de, ideal tane verimi almak mümkündür.

Ekim Zamanı: Soya, yazlık bir baklagil bitkisidir. Bu nedenle, ekimi bahar ayında yapılır. Normal olarak, iyi ve zamanında bir çimlenme ve çıkış için, toprak sıcaklığının 10-12 oC olması durumunda ekim yapılmalıdır. Bu zaman ise, eğer I. ürün (ana ürün) olarak ekilecekse, bölgelerimize göre değişmekle beraber, Nisan ayının son haftası ile Mayıs ayının ilk yarısı arasındaki dönemdir. II. Ürün olarak ise, Trakya bölgesinde Haziran ayının ikinci yarısında, hatta güney illerimizde çok erkenci çeşitler Temmuz  ayı içerisinde de ekilebilir. İkinci ürün olarak ekilecekse, ekimin zamanında yapılması gerekir. Eğer, ekimde herhangi bir gecikme olursa, olgunlaşma dönemi ve dolayısıyla hasat, yağışlı bir döneme denk gelebilir. Bu da, ürün kaybına neden olabilir. Ekim işlemi, mümkün olduğunca yeterli toprak tavında yapılmalıdır.

Sıra Arası Mesafesi: Soya, değişik sıra aralıkları kullanılarak ekilmektedir. Bazı ülkelerde ve aynı ülkelerin değişik bölgelerinde, 20-25 cm den başlayarak 100 cm’e kadar değişebilen sıra arası mesafeleri kullanılarak soya tarımı yapılmaktadır.

Tohumluk Miktarı: Dekara atılacak tohumluk miktarı, kullanılacak sıra aralığına ve seçilen çeşidin bin tane ağırlığına göre değişiklik gösterir. Eğer, 25-40 cm sıra aralığı kullanılacaksa, çeşidin bin tane ağırlığına göre, 6-12 kg tohumluk; eğer 60-70 cm sıra aralığı kullanılacaksa yine çeşidin bin tane ağırlığına bağlı olarak 3.5-6.0 kg tohumluk yeterli olacaktır. Sıra üzeri mesafesi, hem dar sıra hem de geniş sıra aralığı ekimlerinde 5 cm olmalıdır. Diğer bir konu ise, kullanılacak tohumluğun hastalıksız ve yabancı otlardan temizlenmiş ve sertifikalı olmasına dikkat etmek gerekir. Ayrıca, tohum kabuğu çatlamış veya başka nedenlerle zarar görmüş tohumlar kullanılmamalıdır.

Sulama: Soya, yazlık bir bitki olduğundan, gelişmesini yaz döneminin sıcak zamanlarında da sürdürür. Bu nedenle, toprakta yeterli nem ister. Toprakta yeterli nem bulunması, soya bitkisinin gelişmesi ve optimum tane verimi için çok önemlidir. Gerekli olan bu nem, yağışlarla sağlanabildiği gibi, yağışların yetersiz olduğu durumlarda da, sulama ile sağlanmalıdır. Soya bitkisi, fide döneminde, çiçeklenme öncesi dönemde (çiçeklenme başlamadan bir hafta öncesi ve tam çiçeklenme başlangıcı arasındaki dönem), bakla oluşum ve bakla dolum (tane dolum) dönemlerinde olmak üzere dört ayrı dönemde, su stresine hassastır. Bu dönemlerin herhangi birinde meydana gelebilecek bir su stresi (kuraklık), gelişmeyi ve verimi olumsuz yönde etkileyecektir.

Bakım: Soya tarımında en önemli bakım işleri, yabancı otlarla, hastalık ve zararlılarla mücadeledir. Soya ekiminden önce, çıkış öncesi herbisitler (yabancı ot öldürücüler) kullanılabildiği gibi, çıkış sonrası yeşil aksama uygulanabilecek herbisitler de mevcuttur.

Hasat: Soya bitkisi, çeşitlere ve bölgelere bağlı olarak ekimden itibaren yaklaşık 90 gün içerisinde olgunluğunu tamamlayarak hasada uygun hale gelmektedir. Bazı çeşitlerde, bu süre, 120-140 güne, hatta 150 güne kadar da uzayabilir. Hasat zamanı gelmiş soya bitkisinde, yapraklar sararıp kurumaya ve dökülmeye başlar. Özellikle, alt kısımdaki baklalar içerisindeki taneler oldukça sertleşmiş olup dişle kırılması çok zordur. Bitki üzerindeki tüm baklalar renk değiştirmiştir. 

KOLZA ÜRETİM TEKNOLOJİSİ VE SİSTEMLERİ 

Kışlık olarak yetiştirilecek kolzanın üretimi hububat üretiminden çok farklı değildir.  Sonbaharda iyi hazırlanmış tavlı bir tohum yatağı hazırlayarak mümkün olduğunca erken ekim yapmak ve iyi bir yabancıot mücadelesi ile kolza üretimini gerçekleştirmek mümkündür. Yalnız yazlık olarak üretilecek kolza da sulama ve gerektiğinde yabancıot mücadelesini tekrarlamak gerekecektir. Ancak ülkemiz şartlarında yazlık olarak kolza yetiştirmek çok marjinal alanlar dışında pek ekonomik olmayacaktır. Dolayısı ile burada bahsedilen üretim tekniği kışlık kolza içindir.

İklim ve Toprak İstekleri:

Kolza, verimli ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç göstermektedir. Güneşli günler ve soğuk geceler kolza yetişmesi için oldukça uygundur; hasat zamanında havanın kuru olması gerekmektedir. Kolzanın  300 ile 2800 mm yıllık yağışa, 5 ile 27 oC  arasında yıllık ortalama sıcaklığa, ve 4.2 ile 8.2 arasına pH'a toleranslı olduğu bildirilmektedir.

Çeşit Seçimi:

Çeşit seçimi genellikle yetişme (vejetasyon) periyodunun  uzunluğu ile belirlenmektedir. Vernelizasyon ihtiyacı değişiklik gösteren ve olgunlaşması uzun süren kışlık çeşitlerin tersine, yazlık çeşitler vernelizasyon ihtiyacı göstermeyen kısa olgunlaşma periyoduna sahiptir. İklim ve çiftçilik sistemlerindeki büyük farklılıklardan dolayı çeşitler genellikle özel olarak ıslah edildikleri bölgelerde en iyi adaptasyon göstermektedirler.

Toprak işleme ve Tohum Yatağı Hazırlığı:

Kolza, geleneksel hububat tarımında kullanılan toprak işleme aletlerinin dışında özel bir alete ihtiyaç göstermez. Tohum yatağı hazırlanması başarılı bir Kolza üretimi için oldukça önemlidir. Geniş yapraklı yabancı otlara karşı en iyi savunma hızlı çimlenme, çıkış ve büyümeyle elde edilmektedir. Homojen yüzeysel bir ekim çimlenmeyi hızlandırmakta ve ürünün yabancı otlarla mücadele yeteneğini arttırmaktadır. Maksimum sürüm derinliği genellikle 10 ila 13 cm (4-5 inç) arasında değişmektedir. Killi veya killi kumlu gibi ince tekstürlü toprakları açmak, karların erimesine veya yağmur sularının süzülmesine izin vermek amacıyla derin İşleme yapılabilir. 15 ila 18 cm den daha derin işlemenin büyük bir değeri yoktur ve  sadece dikkate değer bir şekilde daha fazla masrafa sebep olmaktadır.

Ekim:

Kolza tohumu küçük olduğundan sonbahar toprak sürümü ve sıkı bir tohum yatağının hazırlanması arzu edilmektedir. Ekimden önce toprağın bastırılması sıkı ve düzgün bir tohum yatağı hazırlığına yardım eder. Tohumlar çok küçük olduğundan kolza tohumunun yayılabilmesi için tohumun yarı yarıya kırık tohumla karıştırılması önerilir;  hektara 10 kg tohum için mibzerin hektara 20 kg karışık tohum olacak şekilde kalibrasyonu yapılmalıdır. Tohumun ekim derinliği 2.5 cm ve daha az olmalıdır, fakat toprak kaymak tabakası bağlamazsa fideler 5 cm ve daha derinden çıkış yapabilmektedir. Ekim derinliği çıkan fidelerin sayısını ve gelişmesini büyük ölçüde etkilemektedir. Kolza tohumu çimlenme için yeterli neme ulaşmak için gereğinden daha derin ekilmemelidir. 12 ile 25 mm derinlikte, sıkı, nemli, ve ılık tohum yatağına ekilen Kolza tohumları yüksek bir çıkış yüzdesiyle birlikte hızlı bir çimlenme göstermektedirler. Kolza ekimi için optimum toprak sıcaklığının 10 0C olduğu yapılan çalışmalarla belirlenmiştir. 10 derecenin üzerindeki toprak sıcaklığı yüksek çimlenme oranı, hızlı çıkış ve hızlı bir yaprak gelişmesi sağlamaktadır. Sıkı bir şekilde bastırılmış tohum yatağı tohum için mükemmel bir nem ve oksijen sağlamaktadır. Bu yüzden ekimden sonra tohum yatağı kadar kadar bastırılmalıdır.

Birim Alandaki Bitki Sıklığı (Tohum Miktarı):

Kolza verime çok az etkisi olan, nispeten değişik oranlarda değişen ekim yoğunluğuna veya bitki populasyonuna oldukça esnek bir üründür. Yapılan araştırmalar m2 ye 60 ile 200 bitki sağlayan ekim yoğunluğunun hem Kolza hem de Brassica rapa da verim bakımından benzer sonuçlar verdiğini göstermiştir. m2  de 200 den fazla bitki sayısının verimi az miktarda azalttığı bulunmuştur. m2  deki bitki populasyonunun 60'ın altına düşmesi verimde  çok büyük bir azalmaya neden olmaktadır.    İyi bir ekim sıralardaki boşlukları minimize etmeli ve  m2  de 80 ile 180 arsında bitki populasyonu sağlamaya çaba gösterilmelidir. 15 cm lik mibzer sıra arası metre başına 12-27 bitki çıkışına ihtiyaç göstermektedir. Kolzanın bir kilogramında ortalama 250 000 tohum bulunmaktadır. Tohum miktarı ve çimlenme yüzdesi birim alandan mümkün olan maksimum  bitki sayısını belirler.

Ekim Zamanı:

Kışlık kolzada erken ekimler daha yüksek verim vermektedir. Bunun belli başlı sebebi kışa rozet dönemi denilen 4-5 yapraklı dönemde girebilmesidir. Daha geç ekimlerde soğuk zararı görülebilir. Çok erken ekimlerde ise havanın iyi gitmesi durumunda bitkiler zamansız sapa kalkarak zararlanabilirler.  Ekim zamanına şu faktörler etki edebilirler:

Bölgedeki donsuz periyot

Ekilecek çeşit ve olgunlaşması için gerekli gün sayısı

Kültürel işlemler

Tarlada işlemlere başlamayı belirleyen ilkbahardaki hava durumu

Tohum yatağı özelliği (nem, sıcaklık)

Toprak yapısı ve eğim

Çeşidin toprak sıcaklığına olan tepkisi

Yabancı ot durumu ve planlanan kontrol metodu

Çiftlik büyüklüğü ve ekipman

Gerekli Besin Elementleri (Gübreleme):

Kolza da en başarılı gübreleme programı topraktaki mevcut besin elementlerinin durumuna bağlı olarak belirlenendir.  Kolza, nitrojen ve fosfat gübrelemesine iyi tepki vermektedir. Genellikle dekara 10 kg saf azotun yarısı erken ilkbaharda kullanılmalıdır. Fosfor olarak ise dekara 8 kg yararlı gerekmektedir. Toprak tahlili neticesinde toprakta bu miktardan daha az seviyede fosfor bulunduğu takdirde aradaki fark kadar gübre ekimden önce toprağa verilmelidir. Kolza kükürtü çok sever. Bu nedenle kullanılacak gübrelerin sülfat formunda olmaları verimde olumlu etki yaratacaktır. Gübreyle direk temas tohumlarda zarar meydana getirdiğinden mibzerde hem tohum hem de gübrenin aynı tüpe boşaltıldığı durumlarda düşük miktarda gübre kullanılmalıdır.

Hasat:

Harnuplar aynı zamanda olgunlaştığı ve kolayca dağılma gösterir. Kuru ve olgun tohumlar doğrudan biçer döğerle hasat edilebilir. Ürünü biçmek için en iyisi tohumlar tamamen olgunlaşana kadar beklemek ve bitkilerin nemli olduğu bulutlu havalarda hasat etmektir. Böylece dağılma azalacaktır

Münavebe:

Kolza üretimi için gerekli toprak işleme: ekim sistemi, toprak zonları ve toprak tiplerine göre değişiklik göstermektedir. Kullanılacak sistem   toprağın nemine, yabancı otlara, önceki ürüne, tarladaki bitki artıklarına, zararlı ve hastalıklara, toprağın kayganlığına, gübre dağılımına ve kullanılabilecek mevcut makine durumuna bağlı olmaktadır. Tek başına bütün kriterleri sağlayan bir sistem yoktur. Bir lokasyonda başarılı olan bir uygulama diğer bir lokasyonda başarısız olabilmektedir. Bu nedenle başarılı bir sistem: