|
BİYODİZEL ÜRETİMİ
İÇİN KANOLA MALİYETLERİ
Biyodizel, tüm dünyada olduğu gibi
ülkemizde de hızla önem kazanmış ve önemli
bir endüstri kolu haline gelmiştir. Daha
düne kadar bize gelen sorular biyodizel
nedir nasıl yapılır iken artık daha teknik
sorular gelmeye başlamıştır. Buda
Biyodizel sektörü ağır aksak ta olsa
emekleme sürecini tamamladığını ve gelişme
dönemine gelindiğini gösteriyor.Biyodizel
hukuksal açıdan (lisans , TSE vs) , teknik
açıdan ve ticari açıdan sıçrama yapmaya
başlayacaktır.Artık lisans alma ve TSE
gibi prosedürler tamamlanmıştır. Bundan
sonraki süreç
Kalite ,standart
Maliyet
Üretimin sürekliği
Rekabet
Uygun hammadde temini
Yan ürünlerin (Gliserin ,küsbe KOH ,
atık su ) değerlendirilmesi
Yağ bitkileri tarımı
Yağ bitkilerinin uygun
yöntemle preslenmesi gibi konularda önem
kazanacaktır. Yukarıda sıraladığımız
hususlar iç içe girmiş ayrılmaz
parçalardır. İşletmenin karlılığını
koruyup hayatiyetini devam ettirebilmesi
ve hayatiyetinin devam ettirebilmesi için
Tarımsal üretici – sanayici –tüketici
dengesini çok iyi ayarlamak gerekir. Tüm
yasal süreçleri tamamlanmış olan ve
boşlukları kalmamış olan Biyodizel
sektöründe hukuka uygun çalışmaktan başka
çıkar yol yoktur.Yani biyodizel işi
tarımdan gelmekle birlikte enerji sektörü
ile ÖTV mekanizması içerisinde yasalarla
kuralları net olarak belirlenmiş geleceğin
işidir.
Küresel ısınmanın acı
gerçeklerinin, gün yüzüne çıkması, enerji
fiyatlarındaki önlenemez logaritmik (hızla
yükselen) biyodizel sektörünü tüm dünyada
önemli kılmaktadır.Ülkemizde bir takım
olumsuzluklara rağmen , yasal altyapının
oluşması ve netleşmesi sektörel ve kapital
sahibi büyük aktörlerin sektöre girme
zamanının geldiğini gösteriyor. Bu konuda
ilgi artmış durumdadır.
Geleceğin önemli ve karlı sektörü
olan biyodizel işi kendi içinde birçok
sektörden oluşmaktadır.
Bunlar
Tohumculuk
Tarımsal üretim
Tarımsal üretim organizasyonları
Yağ sıkma ve nötralizasyon
Biyodizel üretimi
Gliserin üretimi
Dağıtım, pazarlama, finansman
Biyodizel ve bitkisel yağ taşımacılığı
Yağ- çekirdek – ve hammadde temini
Metil alkol, sodyum metelat, donma
düşürücü gibi kimyasal temini
Makine ve ekipman üretimi
Teknoloji üretmek, Ar-ge geliştirme
hizmetleri
Kalite kontrol laboratuar hizmetleri
Toplam üretim danışmanlığı gibi
sıralanabilir.
Biyodizel sektörüne yeni
girmek isteyenler veya mevcut durumunu
iyileştirmek isteyenler yukarıdaki listeyi
inceleyerek sermaye yapısına, bulunduğu
coğrafyaya, firmanın çalışma yapısına ,
yöneticilerin ilgi bilgi ve tecrübesine
göre kendisine bir veya birkaç maddeyi
seçebilir. Bütün maddelerin yapılabilmesi
büyük bir organizasyonu gerektirir. Böyle
bir organizasyon için yeterli sermaye olsa
bile hantal bir yapılanma olacağı için
tavsiye edilmez. Bunun yerine firma
kendine en uygun noktaya yerleşmeli ve
sektörel çözüm ortakları ile işbirliği
yapmalıdır. Örnek tarımsal üretimde arazi
ekimi yapmak yerine sözleşmeli ekim modeli
uygulamak , Taşıma firması kurmak yerine
güvenilir bir filo ile çalışmak ,
teknolojiyi öğrenmek yerine uzman
kişilerden know almak gibi.
Biyodizel işine yeni
girecekleri de dikkate alarak biyodizel
üretimini kısaca tarif ederek daha sonra
başarılı ve karlı bir biyodizel üretmenin
ana kriterlerinden
bahsedelim.
Biyodizel temelde bitkisel
yağlardan elde edilen metil esterlerdir.
Buna Biyodizel ,Biodizel ,Biyomotorin
,Bitkisel yakıt ,Metil ester , YAME ( Yağ
asidi metil esteri) biofuel ,biodiesel ,
biyoyakıt gibi isimler verilmektedir.
Ülkemizde oturmuş adı biyodizel dir.
Gümrük poz numaralarına, standardına göre
ve TS EN 14214 oto biyodizel ve TS EN
14213 ve yakıt biyodizel olmak üzere 2.
ye ayrılır.
Ülkemizde bu standartlarda mal
üretmek kanuni ve gerekli bir
zorunluluktur. TS EN 14214 Standardında
üretilen bir biyodizel araçlara zarar
vermez. Bu konuda görüş ve tartışmalar
devam etmektedir.
Standart üretimin
sağlanabilmesi için Genellikle Kanola yağı
kullanılır. Kanola yağı kullanmak zorunlu
değildir. Motor üreticilerinin talepleri
doğrultusunda hazırlandığı söylenen EN
14214 Standardını en iyi sağlayabilen yağ
Kanola bitkisinin yağıdır.Bu nedenle
Kanola bitkisi ve tarımı ön plana
çıkmaktadır.Bunun yanı sıra aspir yağı
,soya yağı ,ayçiçek yağı ,palm yağı gibi
yağlarda biyodizel üretiminde
kullanılabilir. Güzel bir mühendislik
hesabı yapılarak uygun miktarlarda paçal
yapılabilir. Önemli olan hangi yağ
ürettiğiniz değil standardı sağlamanızdır.
Başarı için Kanola yağı kaçınılmazdır.
Biyodizel üretiminde başarılı
olabilmek için
Kaliteli hammadde
İyi bir tesis
Bilgi
Asgari bir labaratuvara ihtiyaç vardır.
Biyodizel üretiminin
maliyetinin % 90 ını Hammadde olarak yağ
teşkil eder. Hammadde değişken olmakla
birlikte tesis-bilgi ve laboratuar sabit
olabilmektedir. Sektörel yatırımcılar iyi
bir danışman yardımcılığı ile bilinen
teknolojilerden kendi sermaye yapısına
uygun iyi bir tesis seçmelidir.İyi bir
tesis başarıyı getirir. Tesisin kapasitesi
de ileride ki rekabet için önem arz eder.
Tesis ve yeri seçilirken muhtemel
gelişmeler dikkate alınmalıdır. Piyasadan
sektörel bilgi ve birikimi olan
mühendislik hizmetinde temin
edilebilir.Laboratuar kurulumu ve hizmet
satın alma konusunda ciddi bir sıkıntı
yoktur.
Kaliteli hammadde ye gelince
sürekli değişkenlik arz eder. Satın almacı
çok tecrübeli ve hammaddeyi bilmesi
gerekir. Çünkü hammadde Olarak yağ
üretildiği yerin
Coğrafyasına, menşeine
Ekolojisine
Toprak yapısına ,arazinin yönüne ,eğimine
ve hakim rüzgar yönüne
Rakımına
Kullanılan tohumun çeşidine
Gübreleme yöntemine
Ekim zamanına
Yağış rejimine
Sulama zamanı ve şekline
Uygulanan tarım teknolojisine
Hasad zamanı ve saklanma şekli ve süresine
Yağın sıkım şeklinin teknolojisine
Göre değişiklik arz etmektedir. Bu
kriterlerin hepsi dikkatle incelenmeli ve
en uygun nitelikte ekim yapılmalıdır. Yağ
bitkisi üretimi yapacak olanların, alacak
satacakların toplam olarak dikkat etmeleri
gereken husus , kanola için örnekleyecek
olursak
Verim ortalama 250-400 kğ/da olmalı .
Yağ oranı %42-50 olmalı
Küsbe de protein yüksek olmalı
Nem oranı düşük olmalı % 10 un altında
Yağ asitleri oranında çoklu doymamış
yağlar fazla olmalı.
Oksidasyon stabilizesine uygun olmalı.
Taze veya taze sıkılmış olmalı , yağ asidi
% 1 in çok altında olmalı
Mümkünse cold pressin ile sıkılmış olmalı
1dekar alana atılacak tohum miktarı 700
gram- 1 kg arasındadır.
1 kg tohum 2007 de 10 USD/kg
civarındadır.
Kanola bitkisinin; 2007 yılı için yurt
için
Fiyatı kilogramdır.45 YKR dir (450 000
TL)
Devlet desteği 20 YKR/kg dır.
Yurt dışında ise örnek Ukrayna da 280
USD tondur.
% 42 net Kanola yağı içeren bir tohumu
dikkate alırsak
1 ton kanoladan 420 kg yağ çıkar.
1 ton kanoladan 80 kg su çıkar.
1 ton kanoladan 490 kg küsbe çıkar
1 ton kanoladan 10 kg fire
çıkar.
1 ton yağın maliyeti 1000*45YKR= 450 YTL
dir 450/1,68= 267 USD
Küsbe fason işleme durumunda sıkma işletme
gideri olarak hesaplanmıştır.
Biyodizel ÖTV 65 YKR dir. Yerli üretimden
olmak kaydı ile Motorine % 2 katılabilecek
biyodizele ÖTV yoktur.
1 ton yerli üretim tohumun maliyeti 450
YTL / tondur.
1 ton yağın maliyeti 450*42 yağ oranı ile
= 1071 YTL /tondur.
Piyasada ithal kanola yağı 900 USD+KDV
(%18 ) dir 2007 - Ocak
Biyodizel üretimi ve maliyeti
1 ton yağ yaklaşık 1100 litredir.
1 ton biyodizel ise yaklaşık 1136
litredir.
1 ton ham gliserin 950 litredir.
Ya , yağ asitleri 16:0, 18:1
gibi adlandırılan yağ asitleri ve
gliserinden oluşmaktadır.Bir molekül yağ
bir çok değişik yağ asitleri ve
gliserinden meydana gelmektedir.Biyodizel
yapmak yani esterifikasyon ;
Gliserini yağ asitlerinden
ayırma işlemine denir. Yağ 55 dereceye
ısıtılarak , metil alkol ile gliserinin
yer değiştirmesi sağlanır. Buradan
gliserin ve su açığa çıkar. Bu işlem
yapılırken katalizör olarak Kostik olarak
NaOH, sodyum metelat ve KOH
kullanılmaktadır.
Gliserin ağır bir madde olarak dibe çöker
ve ayrılır. Daha sonra Katalizör yıkanma
sureti ile geri alınır. Ürün kurutularak
filtre edilir. Test edilerek mamul hale
getirilmiş olur. Bu yeni ürüne eğer metil
alkol ile yapılmışsa metil ester, etil
alkol ile yapılmış ise etil ester adı
verilir.
Yağın içerisinde bulunan gliserin miktarı
yaklaşık %11 dir.
1 ton yağdan %98 verimlilikte 980 kg
biyodizel elde edilebilir. Buda 1125 litre
kadardır.
1 ton yerli yağ 1071 YTL olduğuna göre
1 ton üretim için gerekli metil alkol 160
litredir (700 USD) *160 = 160 litre
1000 litre yerli biyodizelin yağ
maliyeti
1071/1125= 952 YTL
1 ton için biyodizel maliyeti 0,160*
700=112 USD
112*1,48=166 YTL
1 ton biyodizel için kostik 3
kg
3*1 = 3 YTL
Toplam hammadde gideri
= 1121 YTL
İşletme gideri % 10 olarak
hesaplanacaktır. 112 YTL
Toplam
maliyet 1233
YTL
Kar %
10 123
YTL
Ara
toplam 1356
YTL
KDV
%18 244
YTL
Satış
fiyatı
1600 YTL
SONUÇ OLARAK YERLİ biyodizelin Toptan
satış Fiyatı 1,6 YTL olarak
oluşmaktadır.
Bu maliyetler basit olarak hesaplanmıştır.
Gliserin ısıl işlem amortisman gibi
giderler daha detaylı olarak hesaplanarak
tam maliyet hesaplanmalıdır. 45 YKR den
yerli kanola tohumu bulmakta zordur. 50-55
YKR Olarak yeniden hesaplanmalıdır. İthal
kanola yağında biyodizel yapıldığında Ocak
2007 litre maliyeti 1,489 +KDV dir.
İthal malın satış fiyatı
Maliyet
1,489 YTL
KDV
268 YTL
Toplam
1,757 YTL
ÖTV
0,65 YTL
İthal Hammaddeden biyodizelin satış fiyatı
2,407 YTL /litre olur.
Bu fiyat ise ocak 2007 de
oluşan 2.1 YTL/ Olan motorin ile rekabetçi
olamaz.Yerli üretim biyodizelin Lisanslı
an dağcıya verilmek şartı ile 1,6 YTL
dır.Bu rekabetçi olabilecek bir fiyattır.
Yukarıdaki hesaplardan
anlaşılacağı üzere yerli KANOLA BİTKİSİ
tarımı ÇOK ÖNEM Kazanmıştır.
ENERJİ
TARIMI
SOYA ve TARIMI
Soya,
Japonya ve Çin gibi doğu Asya ülkelerinin
en önemli tarımsal ürünlerinden biri
olarak, yüzyıllardan beri, buradaki
insanların temel besinlerini
oluşturmuştur. Anavatanının doğu Asya,
muhtemelen Çin olduğuna inanılan soya,
insanoğlu tarafından kültüre alınan ve
yetiştirilen en eski bitkilerden bir
tanesidir.
Bugün,
dünyada yaklaşık 79.000.000 hektarlık
alanda soya tarımı yapılmakta ve yıllık
180.000.000 ton civarında bir üretim
gerçekleşmektedir. Dünyada en fazla soya
ekimi ve üretimi yapılan ülkeler
sırasıyla, ABD, Brezilya, Arjantin, Çin ve
Hindistan dır (FAO, 2002 yılı verileri).
Soya
bitkisi, tanesindeki ortalama % 18-20 yağ,
% 40 protein, % 30 karbonhidrat, % 5
mineral madde (fosfor, potasyum, kalsiyum,
kükürt, magnezyum vb) ve çok sayıdaki
vitaminlerle (en çok A ve B), ayrıca
proteinin yapısında zengin ve değerli
amino asitler bulundurması nedeniyle,
"harika bitki" olarak da anılmaktadır.
Ayrıca, omega-3 yağ asidi olarak da
bilinen linolenik asit yönünden oldukça
zengindir. Omega-3 yağ asidi, vücut
tarafından yapılamamakta ve dışarıdan
alınmak zorundadır. Kalp rahatsızlıkları,
kandaki kolestrol dengesinin düzenlenmesi
ve kemik erimesi (osteoporoz)’ ne karşı
mutlak surette alınması zorunlu olan Omega-3
(linolenik) yağ asidi miktarı, soyada %
5-11 arasında değişmektedir. Bu miktar,
mısırda % 0.5, zeytinde % 0.5 ve
ayçiçeğinde % 0.5 tir.
İnsan
beslenmesinin yanında, hayvan yemi olarak
da iyi bir besin kaynağıdır. Soya küspesi,
hayvan yemi olarak, içerdiği yüksek
orandaki protein nedeniyle, özellikle de
kümes hayvanları için çok yararlıdır ve
bunların günlük beslenme programlarına
konmaktadır.
Tarımsal
açıdan da yararları vardır. Bir baklagil
bitkisi olması nedeniyle, toprağın serbest
azotunu köklerindeki nodüllerde
bağlayarak, masrafsız olarak hem kendine
besin maddesi temin etmekte, hem de
kendisinden sonra gelecek bitkiye hazır
besin elementi sunmaktadır. Ayrıca, bir
çapa bitkisi olması nedeniyle de,
tarladaki ot mücadelesinde (ot
populasyonunun azalmasında) fayda sağlar.
Bahsedilen bu özellikleri, soyanın iyi bir
münavebe bitkisi olduğunu ortaya
koymaktadır.
Bu
özelliklerinin yanında, sanayi'de de en
çok kullanılan bitkilerden bir tanesidir.
İçerdiği yüksek orandaki protein
nedeniyle, soya eti yapımında, un, süt,
yoğurt ve peynir yapımında, boya, muşamba,
tutkal gibi daha bir çok sanayi ürünü
imalatında kullanılmaktadır. Soyadan elde
edilen sanayi ürünü sayısı 200’e
yaklaşmıştır. Kısaca, her yönüyle faydalı
bir bitki olan soya, Dünyanın en değerli
sanayi bitkileri arasında yerini almıştır.
Ülkemizde
soyanın ilk olarak Ordu ilinde I. Dünya
savaşı yıllarında yetiştirilmeye
başlandığı bilinmektedir. Halen, Karadeniz
bölgesinde, Ordu ve Samsun illerinin
yanında, Akdeniz bölgesinde Antalya ve
Çukurova bölgelerinde ekimi yapılmaktadır.
Bazı bölgelerde, “Çorum fasulyesi” veya
“şeker fasulyesi” diye bilinen bitki,
aslında soya bitkisidir.
Yıllık soya
üretimimiz kendi ihtiyaçlarımızı
karşılamaktan çok çok uzaktır. Ülkemizdeki
yağ açığının kapatılması ve özellikle
hayvancılığımıza (özellikle kümes
hayvancılığı) yem temini amacıyla her yıl
yurt dışından soya, soya yağı ve soya
küspesi ithal edilmektedir. FAO’ nun 2002
rakamlarına göre, yurt dışından ithal
ettiğimiz soya ve soya ürünlerinin tane
olarak karşılığı yıllık yaklaşık 1.500.000
ton dur. Kendi ürettiğimiz yıllık
60.000-70.000 ton ile mukayese edersek, şu
andaki soya üretimimizi 25-30 kat
arttırmak zorunda olduğumuz gayet açıktır.
Çizelge
2. Türkiye Soya ekiliş ve üretim durumu
(1998-2002)
|
|
1998 |
1999 |
2000 |
2001 |
2002 |
|
Ekiliş (Ha) |
23.000 |
24.000 |
15.000 |
17.000 |
23.000 |
|
Üretim
(Ton) |
60.000 |
66.000 |
44.500 |
50.000 |
75.000 |
|
Verim
(Kg/da) |
260.9 |
275.0 |
296.7 |
294.1 |
326.1 |
Kaynak: FAO
Statistical DataBase (www.fao.org)
Soya, dik
büyüyen, dallanabilen, küçük çalı
görünümlü, sap ve yaprakları gri,
kahverengi ve bunların değişik tonları
gibi farklı renklerdeki tüylerle kaplı,
yetişme şartlarına bağlı olarak 30 cm ile
2 m arasında boylanabilen, beyaz veya mor
renklerde çiçeğe sahip, her birinde 1-5
arasında tane bulunabilen baklalar
oluşturan, kazık köklü, köklerinde havanın
serbest azotunu bağlayabilen Rhizobium
japonicum. bakterilerinin bulunduğu
nodüller oluşturan, fotoperiyoda
duyarlılığı nedeniyle, kuzey yarım küreden
ekvatora kadar uzanan alan içerisinde 13
ayrı olgunluk grubuna (000-X) ayrılan,
yazlık karakterde, baklagiller grubundan
bir kısa gün bitkisidir.
Çeşit
Seçimi:
soya
çeşitleri, 13 ayrı olgunluk grubuna
ayrılmıştır. Ülkemiz açısından ise, Trakya
bölgesinden başlayarak Çukurova bölgesine
kadar uzanan alanlar için, “0” grubu ile
“V” grup arasındaki olgunluk grubuna dahil
çeşitler rahatlıkla yetiştirilebilir. Bir
bölge için uygun çeşit seçiminde, o
bölgenin soya yetiştirmeye elverişli
toplam gün sayısının bilinmesinde fayda
vardır. . Eğer, tarıma elverişli günlerin
sayısı sınırlı ise, o bölge için erkenci
çeşitlerin seçilmesi daha uygun olacaktır.
Yine aynı şekilde, bu süre çok uzun ise,
daha geççi çeşitlerin seçilmesi
gerekmektedir. Örneğin, yetişme dönemi
sınırlı olan Trakya bölgesi için, “00”,
“0” ve “I” gruptaki soya çeşitleri uygun
iken, Karadeniz bölgesinde, “II” ve “III”
gruptaki soya çeşitleri ve Çukurova
bölgesi için de, “III”, “IV” ve “V”
gruptaki soya çeşitlerinin seçilmesi daha
uygun olacaktır.
Toprak
İsteği ve Toprak Hazırlığı: Soya, toprak
isteği bakımından çok da seçici bir bitki
değildir. Hemen hemen her türlü toprakta
rahatlıkla yetişebilir. Ancak, diğer bazı
bitki türlerinde de olduğu gibi,
geçirgenliği iyi, suyu göllendirmeyen,
fakat su tutma kapasitesi iyi, toprak pH’
sı 5.5-7.0 arasında olan tınlı topraklar,
soya tarımı için ideal topraklardır.
Gübreleme:
Soya bitkisi, köklerinde oluşturduğu
nodüller içerisinde bulunan rhizobium
japonicum bakterileri yardımıyla, toprak
havasında bulunan serbest azotu,
bağlayarak yarayışlı hale
getirebilmektedir. Diğer bir ifadeyle,
kendi ihtiyaç duyduğu azotunu kendisi
üretebilmektedir. Bu nedenle, soya
tarımında, azotlu gübrelemeye pek ihtiyaç
duyulmamaktadır. Ancak, bitkilerin
nodüllerini oluşturuncaya kadar geçecek
süre içerisinde ihtiyaç duyabileceği az
miktarda bir azotlu gübre uygulaması
ekimden önce yapılabilir. Bunun miktarı,
dekara 3-5 kg saf azotu geçmemelidir.
Bakteri
Aşılaması: Daha önce de değinildiği gibi,
soya bitkisi, köklerinde oluşturduğu
nodoziteler (nodüller) içerisinde,
simbiyotik (ortak) olarak yaşayan ve soya
bitkisine özgü Rhizobium japonicum
bakterileri yardımıyla toprak havasında
bulunan serbest azotu (% 79 N) bağlayarak
yararlı hale getirebilmekte ve kendi azot
ihtiyacını karşılayabilmektedir. Diğer bir
ifadeyle, bu işi bedavaya, hiçbir girdi
gerektirmeden yapmaktadır. Bu nedenle,
eğer bir tarlada soya tarımı yapılacak
ise, ve o alanda daha önceden hiç soya
yetiştirilmemişse, ekimden önce soya
tohumlarının bakteri ile aşılanması
gerekmektedir. Ancak, şunu da belirtmek
lazım ki, soyanın bakteri ile aşılanması,
tane veriminde ekstra bir artış
sağlamamaktadır. Aşılamanın en büyük
amacı, soyanın ihtiyaç duyduğu veya
duyacağı azot elementinin hiçbir ekstra
girdiye gerek olmadan, bedava olarak temin
edilmesidir. Aşılama yapılmadan, ancak
bitkinin ihtiyacı olan azotlu gübrelemenin
dışarıdan uygulanması ile de, ideal tane
verimi almak mümkündür.
Ekim
Zamanı: Soya, yazlık bir baklagil
bitkisidir. Bu nedenle, ekimi bahar ayında
yapılır. Normal olarak, iyi ve zamanında
bir çimlenme ve çıkış için, toprak
sıcaklığının 10-12 oC olması durumunda
ekim yapılmalıdır. Bu zaman ise, eğer I.
ürün (ana ürün) olarak ekilecekse,
bölgelerimize göre değişmekle beraber,
Nisan ayının son haftası ile Mayıs ayının
ilk yarısı arasındaki dönemdir. II. Ürün
olarak ise, Trakya bölgesinde Haziran
ayının ikinci yarısında, hatta güney
illerimizde çok erkenci çeşitler Temmuz
ayı içerisinde de ekilebilir. İkinci ürün
olarak ekilecekse, ekimin zamanında
yapılması gerekir. Eğer, ekimde herhangi
bir gecikme olursa, olgunlaşma dönemi ve
dolayısıyla hasat, yağışlı bir döneme denk
gelebilir. Bu da, ürün kaybına neden
olabilir. Ekim işlemi, mümkün olduğunca
yeterli toprak tavında yapılmalıdır.
Sıra Arası
Mesafesi: Soya, değişik sıra aralıkları
kullanılarak ekilmektedir. Bazı ülkelerde
ve aynı ülkelerin değişik bölgelerinde,
20-25 cm den başlayarak 100 cm’e kadar
değişebilen sıra arası mesafeleri
kullanılarak soya tarımı yapılmaktadır.
Tohumluk
Miktarı: Dekara atılacak tohumluk miktarı,
kullanılacak sıra aralığına ve seçilen
çeşidin bin tane ağırlığına göre
değişiklik gösterir. Eğer, 25-40 cm sıra
aralığı kullanılacaksa, çeşidin bin tane
ağırlığına göre, 6-12 kg tohumluk; eğer
60-70 cm sıra aralığı kullanılacaksa yine
çeşidin bin tane ağırlığına bağlı olarak
3.5-6.0 kg tohumluk yeterli olacaktır.
Sıra üzeri mesafesi, hem dar sıra hem de
geniş sıra aralığı ekimlerinde 5 cm
olmalıdır. Diğer bir konu ise,
kullanılacak tohumluğun hastalıksız ve
yabancı otlardan temizlenmiş ve
sertifikalı olmasına dikkat etmek gerekir.
Ayrıca, tohum kabuğu çatlamış veya başka
nedenlerle zarar görmüş tohumlar
kullanılmamalıdır.
Sulama:
Soya, yazlık bir bitki olduğundan,
gelişmesini yaz döneminin sıcak
zamanlarında da sürdürür. Bu nedenle,
toprakta yeterli nem ister. Toprakta
yeterli nem bulunması, soya bitkisinin
gelişmesi ve optimum tane verimi için çok
önemlidir. Gerekli olan bu nem, yağışlarla
sağlanabildiği gibi, yağışların yetersiz
olduğu durumlarda da, sulama ile
sağlanmalıdır. Soya bitkisi, fide
döneminde, çiçeklenme öncesi dönemde
(çiçeklenme başlamadan bir hafta öncesi ve
tam çiçeklenme başlangıcı arasındaki
dönem), bakla oluşum ve bakla dolum (tane
dolum) dönemlerinde olmak üzere dört ayrı
dönemde, su stresine hassastır. Bu
dönemlerin herhangi birinde meydana
gelebilecek bir su stresi (kuraklık),
gelişmeyi ve verimi olumsuz yönde
etkileyecektir.
Bakım: Soya
tarımında en önemli bakım işleri, yabancı
otlarla, hastalık ve zararlılarla
mücadeledir. Soya ekiminden önce, çıkış
öncesi herbisitler (yabancı ot
öldürücüler) kullanılabildiği gibi, çıkış
sonrası yeşil aksama uygulanabilecek
herbisitler de mevcuttur.
Hasat: Soya
bitkisi, çeşitlere ve bölgelere bağlı
olarak ekimden itibaren yaklaşık 90 gün
içerisinde olgunluğunu tamamlayarak hasada
uygun hale gelmektedir. Bazı çeşitlerde,
bu süre, 120-140 güne, hatta 150 güne
kadar da uzayabilir. Hasat zamanı gelmiş
soya bitkisinde, yapraklar sararıp
kurumaya ve dökülmeye başlar. Özellikle,
alt kısımdaki baklalar içerisindeki
taneler oldukça sertleşmiş olup dişle
kırılması çok zordur. Bitki üzerindeki tüm
baklalar renk değiştirmiştir.
KOLZA ÜRETİM TEKNOLOJİSİ VE SİSTEMLERİ
Kışlık
olarak yetiştirilecek kolzanın üretimi
hububat üretiminden çok farklı değildir.
Sonbaharda iyi hazırlanmış tavlı bir tohum
yatağı hazırlayarak mümkün olduğunca erken
ekim yapmak ve iyi bir yabancıot
mücadelesi ile kolza üretimini
gerçekleştirmek mümkündür. Yalnız yazlık
olarak üretilecek kolza da sulama ve
gerektiğinde yabancıot mücadelesini
tekrarlamak gerekecektir. Ancak ülkemiz
şartlarında yazlık olarak kolza
yetiştirmek çok marjinal alanlar dışında
pek ekonomik olmayacaktır. Dolayısı ile
burada bahsedilen üretim tekniği kışlık
kolza içindir.
İklim ve
Toprak İstekleri:
Kolza,
verimli ve iyi drenajlı topraklara ihtiyaç
göstermektedir. Güneşli günler ve soğuk
geceler kolza yetişmesi için oldukça
uygundur; hasat zamanında havanın kuru
olması gerekmektedir. Kolzanın 300 ile
2800 mm yıllık yağışa, 5 ile 27 oC
arasında yıllık ortalama sıcaklığa, ve 4.2
ile 8.2 arasına pH'a toleranslı olduğu
bildirilmektedir.
Çeşit
Seçimi:
Çeşit
seçimi genellikle yetişme (vejetasyon)
periyodunun uzunluğu ile
belirlenmektedir. Vernelizasyon ihtiyacı
değişiklik gösteren ve olgunlaşması uzun
süren kışlık çeşitlerin tersine, yazlık
çeşitler vernelizasyon ihtiyacı
göstermeyen kısa olgunlaşma periyoduna
sahiptir. İklim ve çiftçilik
sistemlerindeki büyük farklılıklardan
dolayı çeşitler genellikle özel olarak
ıslah edildikleri bölgelerde en iyi
adaptasyon göstermektedirler.
Toprak
işleme ve Tohum Yatağı Hazırlığı:
Kolza,
geleneksel hububat tarımında kullanılan
toprak işleme aletlerinin dışında özel bir
alete ihtiyaç göstermez. Tohum yatağı
hazırlanması başarılı bir Kolza üretimi
için oldukça önemlidir. Geniş yapraklı
yabancı otlara karşı en iyi savunma hızlı
çimlenme, çıkış ve büyümeyle elde
edilmektedir. Homojen yüzeysel bir ekim
çimlenmeyi hızlandırmakta ve ürünün
yabancı otlarla mücadele yeteneğini
arttırmaktadır. Maksimum sürüm derinliği
genellikle 10 ila 13 cm (4-5 inç) arasında
değişmektedir. Killi veya killi kumlu gibi
ince tekstürlü toprakları açmak, karların
erimesine veya yağmur sularının
süzülmesine izin vermek amacıyla derin
İşleme yapılabilir. 15 ila 18 cm den daha
derin işlemenin büyük bir değeri yoktur
ve sadece dikkate değer bir şekilde daha
fazla masrafa sebep olmaktadır.
Ekim:
Kolza
tohumu küçük olduğundan sonbahar toprak
sürümü ve sıkı bir tohum yatağının
hazırlanması arzu edilmektedir. Ekimden
önce toprağın bastırılması sıkı ve düzgün
bir tohum yatağı hazırlığına yardım eder.
Tohumlar çok küçük olduğundan kolza
tohumunun yayılabilmesi için tohumun yarı
yarıya kırık tohumla karıştırılması
önerilir; hektara 10 kg tohum için
mibzerin hektara 20 kg karışık tohum
olacak şekilde kalibrasyonu yapılmalıdır.
Tohumun ekim derinliği 2.5 cm ve daha az
olmalıdır, fakat toprak kaymak tabakası
bağlamazsa fideler 5 cm ve daha derinden
çıkış yapabilmektedir. Ekim derinliği
çıkan fidelerin sayısını ve gelişmesini
büyük ölçüde etkilemektedir. Kolza tohumu
çimlenme için yeterli neme ulaşmak için
gereğinden daha derin ekilmemelidir. 12
ile 25 mm derinlikte, sıkı, nemli, ve ılık
tohum yatağına ekilen Kolza tohumları
yüksek bir çıkış yüzdesiyle birlikte hızlı
bir çimlenme göstermektedirler. Kolza
ekimi için optimum toprak sıcaklığının 10
0C olduğu yapılan çalışmalarla
belirlenmiştir. 10 derecenin üzerindeki
toprak sıcaklığı yüksek çimlenme oranı,
hızlı çıkış ve hızlı bir yaprak gelişmesi
sağlamaktadır. Sıkı bir şekilde
bastırılmış tohum yatağı tohum için
mükemmel bir nem ve oksijen sağlamaktadır.
Bu yüzden ekimden sonra tohum yatağı kadar
kadar bastırılmalıdır.
Birim
Alandaki Bitki Sıklığı (Tohum Miktarı):
Kolza
verime çok az etkisi olan, nispeten
değişik oranlarda değişen ekim yoğunluğuna
veya bitki populasyonuna oldukça esnek bir
üründür. Yapılan araştırmalar m2 ye 60 ile
200 bitki sağlayan ekim yoğunluğunun hem
Kolza hem de Brassica rapa da verim
bakımından benzer sonuçlar verdiğini
göstermiştir. m2 de 200 den fazla bitki
sayısının verimi az miktarda azalttığı
bulunmuştur. m2 deki bitki populasyonunun
60'ın altına düşmesi verimde çok büyük
bir azalmaya neden olmaktadır. İyi bir
ekim sıralardaki boşlukları minimize
etmeli ve m2 de 80 ile 180 arsında bitki
populasyonu sağlamaya çaba
gösterilmelidir. 15 cm lik mibzer sıra
arası metre başına 12-27 bitki çıkışına
ihtiyaç göstermektedir. Kolzanın bir
kilogramında ortalama 250 000 tohum
bulunmaktadır. Tohum miktarı ve çimlenme
yüzdesi birim alandan mümkün olan
maksimum bitki sayısını belirler.
Ekim
Zamanı:
Kışlık
kolzada erken ekimler daha yüksek verim
vermektedir. Bunun belli başlı sebebi kışa
rozet dönemi denilen 4-5 yapraklı dönemde
girebilmesidir. Daha geç ekimlerde soğuk
zararı görülebilir. Çok erken ekimlerde
ise havanın iyi gitmesi durumunda bitkiler
zamansız sapa kalkarak zararlanabilirler.
Ekim zamanına şu faktörler etki
edebilirler:
Bölgedeki
donsuz periyot
Ekilecek
çeşit ve olgunlaşması için gerekli gün
sayısı
Kültürel
işlemler
Tarlada
işlemlere başlamayı belirleyen
ilkbahardaki hava durumu
Tohum
yatağı özelliği (nem, sıcaklık)
Toprak
yapısı ve eğim
Çeşidin
toprak sıcaklığına olan tepkisi
Yabancı ot
durumu ve planlanan kontrol metodu
Çiftlik
büyüklüğü ve ekipman
Gerekli
Besin Elementleri (Gübreleme):
Kolza da en
başarılı gübreleme programı topraktaki
mevcut besin elementlerinin durumuna bağlı
olarak belirlenendir. Kolza, nitrojen ve
fosfat gübrelemesine iyi tepki
vermektedir. Genellikle dekara 10 kg saf
azotun yarısı erken ilkbaharda
kullanılmalıdır. Fosfor olarak ise dekara
8 kg yararlı gerekmektedir. Toprak tahlili
neticesinde toprakta bu miktardan daha az
seviyede fosfor bulunduğu takdirde aradaki
fark kadar gübre ekimden önce toprağa
verilmelidir. Kolza kükürtü çok sever. Bu
nedenle kullanılacak gübrelerin sülfat
formunda olmaları verimde olumlu etki
yaratacaktır. Gübreyle direk temas
tohumlarda zarar meydana getirdiğinden
mibzerde hem tohum hem de gübrenin aynı
tüpe boşaltıldığı durumlarda düşük
miktarda gübre kullanılmalıdır.
Hasat:
Harnuplar
aynı zamanda olgunlaştığı ve kolayca
dağılma gösterir. Kuru ve olgun tohumlar
doğrudan biçer döğerle hasat edilebilir.
Ürünü biçmek için en iyisi tohumlar
tamamen olgunlaşana kadar beklemek ve
bitkilerin nemli olduğu bulutlu havalarda
hasat etmektir. Böylece dağılma
azalacaktır
Münavebe:
Kolza
üretimi için gerekli toprak işleme: ekim
sistemi, toprak zonları ve toprak
tiplerine göre değişiklik göstermektedir.
Kullanılacak sistem toprağın nemine,
yabancı otlara, önceki ürüne, tarladaki
bitki artıklarına, zararlı ve
hastalıklara, toprağın kayganlığına, gübre
dağılımına ve kullanılabilecek mevcut
makine durumuna bağlı olmaktadır. Tek
başına bütün kriterleri sağlayan bir
sistem yoktur. Bir lokasyonda başarılı
olan bir uygulama diğer bir lokasyonda
başarısız olabilmektedir. Bu nedenle
başarılı bir sistem:
|