|
Biyogaz terimi temel
olarak
organik atıklardan
kullanılabilir
gaz üretilmesini ifade eder.
Diğer bir ifade ile
Oksijensiz ortamda
mikrobiyolojik floranın
etkisi altında
organik maddenin
karbondioksit ve
metan gazına
dönüştürülmesidir. Biyogaz elde
edinimi temel olarak organik
maddelerin ayrıştırılmasına
dayandığı için temel madde
olarak bitkisel atıklar ya da
hayvansal
gübreler
kullanılabilmektedir. Kullanılan
hayvansal gübrelerin biyogaza
dönüşüm sırasında fermante olarak daha
yarayışlı hale geçmesi sebebiyle
dünyada temel materyal olarak
kullanılmaktadır. Aynı zamanda
tavuk gübrelerinden de oldukça
verimli biyogaz üretimi
sağlanabilmektedir. Tavuk
gübresinin kullanımı tarım için
önemlidir. çünkü bu gübre
topraklarda verim amaçlı
kullanılamaz. Topraklarda
tuzlulağa sebep olurlar.
Kullanılamayan bu gübre biyogaza
dönüştürüldüğünde yarayışlı bir
hal almış olur. Günümüzde
biyogaz üretimi çok çeşitli
çaplarda; tek bir evin ısıtma ve
mutfak giderlerini
karşılamaktan,
jeneratörlerle
elektrik üretimine kadar
yapılmaktadır.
Biyogaz üç evrede oluşur.
Bunlar;
-
Hidroliz
-
Asit oluşturma
-
Metan oluşumu dur.
Birinci aşama atığın
mikroorganizmaların
salgıladıkları
enzimler ile çözünür hale
dönüştürülmesidir.
Bu aşamada
polisakkaritler
monosakkaritlere,
proteinler
peptidlere ve
aminoasitlere dönüşür.
Bundan sonraki aşamada asit
oluşturucu bakteriler devreye
girerek bu maddeleri
asetik asit gibi küçük
yapılı maddelere dönüştürürler.
Asit oluşumu üretim esnasında
pH'nın düşmesine neden
olabilir bu durum metan
oluşumunu sağlayacak bakteriler
üzerinde olumsuz etki
yaratabilir. Son aşamada ise bu
madeleri metan oluşturucu
bakteriler biyogaza
dönüştürürler. Görüldüğü gibi
biyogaz oluşumu mikrobiyolojik
etmener ile gerçekleşmekte ve
doğal olarak bu mikrobiyolojik
organizmaların etkileneceği her
türlü koşul biyogaz üretimini de
etkilemektedir.
Hidroliz
aşaması:
İlk aşamada
mikroorganizmaların
salgıladıkları
selular
enzimler ile çözünür halde
bulunmayan maddeler çamur
içerisinde çözünür hale
dönüşürler. Uzun zincirli
kompleks
karbonhidratları,
proteinleri
yağları ve
lipidleri kısa zincirli
yapılara dönüştürürler. Bu basit
organiklere dönüşüm sonucunda
birinci aşama olan hidroliz
tamamlanmış olur.
Asit oluşturma
aşaması:
Çözünür hale
dönüşmüş organik maddeleri
asetik asit, uçucu
yağ asitleri,
hidrojen ve
karbondioksit gibi küçük
yapılı maddelere dönüşür. Bu
aşama anaerobik bakteriler ile
gerçekleştirilir. Bu bakteriler
metan oluşturucu bakterilere
uygun ortam oluştururlar.
Metan oluşumu:
Bakterilerin asetik asiti
parçalayarak veya hidrojen ile
karbondioksit sentezi sonucunda
biyogaza dönüştürülmesi
işlemdir. Metan üretimi diğer
süreçlere göre daha yavaş bir
süreçtir. Metan oluşumundaki
etkili bakteriler çevre
koşullarından oldukça fazla
etkilenirler.
|
|
Biyogaz üretiminde kullanılan
materyaller |
|
Biyogaz üretimi için kullanılan
materyaller, hayvansal gübreler,
organik atıklar ve endüstriyel
atıklar olarak üç başlık altında
incelenebilir. Bu bağlamda
kullanılan materyaller,
-
Hayvansal atıklar
-
Hayvancılık ile elde
edilen atıklar,
-
Hayvan gübreleri,
-
Bitkisel atıklar
-
Bahçe atıkları,
-
Yemek atıkları,
-
Endüstriyel atıklar
-
Zirai atıklar,
-
Orman endüstrisinden
elde edilen atıklar,
-
Deri ve tekstil
endüstrisinden ele
edilen atıklar,
-
Kağıt endüstrisinden
elde edilen atıklar,
-
Gıda endüstrisi
atıkları,
-
Sebze, tahıl, meyve ve
yağ endüstrisinden elde
edilen atıklar,
-
Şeker endüstrisi
atıkları,
-
Evsel katı atıklar,
-
Atık su arıtma tesisi
atıkları.
Biyogaz üretimi tarımsal
atıklardan yararlanılarak
yapılabileceği gibi endüstriyel
atıklardan yararlanılarakta
yapılabilmektedir. Kentsel
atıkların ayrı ayrı toplanılması
ve kanalizasyon atıklarının
arıtma tesislerinde
toplanılmasıyla önemli ölçüde
biyogaz üretim imkânı vardır. Bu
çerçevede Türkiye'de İzmir
Büyükşehir Belediyesi'nin Büyük
Kanal Projesi çerçevesinde
yaptığı bazı çalışmalar
bulunmaktadır.
|
|
Biyogaz üretimini etkileyen
faktörler |
|
Genel olarak biyogaz oluşumuna
etki eden mikrobiyolojik
bakterilerin etkileneceği her
faktör biyogaz üretimini de
etkiler. Bir bakterinin yaşamsal
faaliyetlerini devam
ettirebilmesi için belirli
sıcaklık ve pH değerlerine
ihtiyacı vardır. Aynı zamanda
toksisite de bakterilerin
faaliyetlerini direk olarak
etkiler. C/N oranı (Karbon /
Azot) bir bakterinin ayrıştırma
hızına etkisi bulunduğu için
önemlidir. C/N oranın dar olması
bakterilerin o atığı daha hızlı
ayrıştırması anlamına gelir. Son
olarakta biyogaz üretiminin
yapıldığı reaktörde organik
yükleme hızı ve hidrolik bekleme
süreside biyogaz üretimine direk
olarak etkiler.
Sıcaklığın biyogaz üretimine
etkileri:
Metanojenik bakteriler çok
yüksek ve çok düşük sıcaklık
değerlerinde aktif olmamaktadır.
Bu yüzden biyogaz üretiminin
gerçekleşeceği reaktör sıcaklığı
biyogazın üretimine veya hızına
direk olarak etki etmektedir. Bu
bakteriler sıcaklık
değişimlerine karşıda oldukça
hassastırlar. Reaktörün
içerisindeki sıcaklık bekleme
süresini ve reaktör hacmini de
belirler. Sıcaklığın düzeyine
göre sınıflandırılması üç
şekilde yapılabilir.
-
Psikofilik sıcaklık aralığı
= 12-20 Derece
-
Mesofilik sıcaklık aralığı =
20-40 Derece
-
Termofilik sıcaklık aralığı
= 40-65 Derece
pH'nın biyogaz üretimine
etkileri:
Metan oluşturucu bakteriler için
en uygun pH değerleri nötr veya
hafif alkali değerlerdir.
Anaerobik şartlarda fermantasyon
işlemi devam ederken 7-7.5
arasında değişir. pH değerinin
6.7 düzeylerine düşmesi
durumunda bakteriler üzerinde
toksit etki yapar. Asit
oluşturucu bakterilerin ise
sayısı artarak pHnın düşmesine
ve metan oluşumunun durmasına
sebep olabilirler. Bu gibi
durumlarda reaktöre organik
madde yüklenmesi kesilerek asit
oranının düşmesi sağlanır.
pH'nın kararlı bir hale
gelebilmesi için kimyasal da
kullanılabilmektedir. Bu
kimyasallardan bir tanesi sönmüş
kireç olarak bilinen kalsiyum
hidroksittir.
Toksisite'nin biyogaz
üretimine etkileri:
Mineral iyonları, ağır metaller
ile deterjan gibi maddeler
bakterilerin gelişimi üzerinde
olumsuz etkiler oluştururlar. Bu
maddelerin biyoreaktörlere
sızması ile üretimin yavaşlaması
veya durması söz konusu
olabilmektedir. Tavuk
yetiştiriciliğinde yemlere
antibiyotik katılması, gaz
üretiminde tavuk gübrelerinin
kullanıldığı sistemlerde
toksisite etkisi yapmaktadır. Bu
şekildeki yemlerle beslenen
tavukların gübrelerinde de
antibiyotikler bulunmakta ve bu
antibiyotikler metan oluşturucu
bakteriler üzerinde olumsuz etki
yapmaktadır.
C/N oranı'nin biyogaz
üretimine etkileri:
Anaerobik bakteriler karbonu
enerji elde edebilmek için
kullanmaktadırlar. Azot ise
bakterilerin büyümesi ve
çoğalması için gerekli olan
diğer maddedir. C/N oranı
biyogaz elde edilecek olan atık
için uygun değerlerde olmalıdır.
Oran 23/1 düzeyinden fazla ve
10/1 oranından az olmamalıdır.
Azot oranının fazla olması
amonyak oluşumu sebebiyle
biyogaz üretimini olumsuz
etkilemektedir.
Organik yükleme hızı'nın
biyogaz üretimine etkileri:
Organik yükleme hızı, birim
hacim(m3) bioreaktörlere günlük
olarak beslenen organik madde
miktarıdır. Organik yükleme
hızının mümkün oldukça optimumda
tutulması gereklidir Aksi halde
pH seviyesi düşerek gaz
oluşumunu tamamen
durabilmektedir.
Biyogazın üretimi için
tasarlanmış yapıların genel
ismidir. Küçük hacimli ve büyük
hacimli olarak ikiye
ayrılabilir. Küçük hacimli
reaktörler hacim olarak 3 ton a
kadar olabilmektedir. Ancak
yapılan araştırmalarda 10 tonun
altında istenilen verimlilikte
olmamaktadır. Biyoreaktörün
tasarımında üretimin kesik kesik
mi yoksa sürekli mi olacağı da
belirleyici bir unsurdur.
Dünyada biyoreaktörü ve biyogazı
en çok kullanan ülke Çin dir. Bu
ülkenin kendine has küçük
kapasiteli reaktörleride vardır.
Son dönemlerde ucuz maliyeti
nedeniyle torba tipi ya da balon
tipi reaktör modelleride
yaygınlaşmaktadır. Ancak bu
model reaktörlerin verimli
hizmet süreleri takriben 2 - 3
yıl kadardır. Biyogaz üretiminde
ise kullanılan en yaygın üç
reaktör aşağıdaki gibidir,
-
Sabit kubbeli (Çin tipi)
reaktörler,
-
Hareketli kubbeli (Hint
tipi) reaktörler
-
Torba tipi (Tayvan tipi)
reaktörler
1980 - 86 yılları arasında
ülkemizde Toprak-Su araştırma
enstitüleri tarafından yoğun
olarak araştırılmıştır. Daha
sonra ise bu konudaki
araştırmalar üniversiteler
bünyesinde bireysel olarak devam
etmiştir. Biyogaz üretimi
herkesin kendi başına
yapabileceği bir şey değildir.
Bu üretim için eğitimli ve
gerekli donanımı olan kişiler
tarafından desteklenmesi
gerekmektedir.
Dünyada biyogaz üretim ve
kullanımı giderek gelişmektedir.
Hayvan gübresinden elde edilen
biyogazın tesis oranları dikkate
alınırsa dünyadaki
tesislerin %80'i
Çin'de %10'u
Hindistan'da,
Nepal ve Tayland'ta
bulunmaktadır. Tesis sayısına
göre ise ülkelerin sıralaması
yanda tabloda verilmiştir.
Avrupa'nın hayvan gübresi ile
elde ettiği biyogaza ve tesis
sayısına bakılacak olursa bu
noktada Almanya 2,200 tesis ile
en fazla üretim yapan ülke
konumundadır. Bu ülkeyi 70 tesis
ile İtalya takip etmektedir.
Almanya'da biyogaz tesislerinin
yapımı 1993 yılından itibaren
artmış ve yine aynı yıldan
günümüze kadar 139 tesisten
2,200 tesise kadar artmıştır.
|
|
Biyogazın kullanım alanları |
|
Biyogaz doğalgazın kullanım
alanlarıyla parelel olarak
kullanılabilen bir enerji
kaynağıdır. Biyogaz kullanım
alanları aşağıdaki gibi
sıralanabilir,
-
Doğrudan yakarak ısınma
ve ısıtma,
-
Motor yakıtı olarak
kullanımı suretiyle
ulaşım,
-
Türbin yakıtı olarak
kullanımı ile elektrik
üretimi,
-
Yakıt pillerinde kullanımı,
-
Mevcut doğalgaza katılarak
maliyetlerin düşürülmesi,
-
Kimyasal maddelerin üretimi
sırasında biyogaz kullanımı.
Tüm bu kullanım alanlarının
yanı sıra biyogaz çevreye karşı
duyarlı bir enerji kaynağıdır.
Bu yüzden gelişen koşullarda
çevre kirliliğinin önlenmesinde
yeşil yakıt olarak
bilinen organik madde kökenli
biyogaz kullanımı daha
önemlidir. Biyogaz üretimi için
kullanılan ham maddeler tarımsal
arazilerde üretildiği için,
tarımsal işletmelerde gerek
seraların ve iskan yapılarının
ısıtılmasında gerekse
traktörlerin yakıtı olarak
kullanılmasında önemli bir fayda
sağlayabilmektedir. Bu şekilde
kullanılan biyogaz işletme
maliyetlerini önemli ölçüde
azaltmaktadır.
|