Teknik Bilgiler
İstatistik Bilgiler
Özel sunular ( PPT)
Özel Enerji Haberleri
Enerji ve Dernek Linkleri
Erişim
Ana Sayfa

 
1
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, tüm milletvekillerine bir mektup göndererek, son dönemde Türkiye'nin yaptığı bölgesel enerji işbirliği girişimleri ve enerji alanında yapılan anlaşmalar konusunda bilgi verdi. Yıldız'ın imzasıyla milletvekillerine gönderilen mektupta, hükümetler arası anlaşmanın imzalandığı Nabucco projesinin amacı, neyi ifade ettiği ve teknik detayların yanı sıra; Rusya Federasyonu Başbakanı Vladimir Putin'in Türkiye'yi ziyareti sırasında imzalanan protokol ve anlaşmaların içeriğine ilişkin bilgi notu yer aldı.

Mektubunda, dünya enerji gündeminin Ankara'da şekil bulduğunu vurgulayan Yıldız, Nabucco imza töreninin, Türkiye'nin enerji koridoru ve AB'nin enerji arz güvenliği için "kilit ülke konumunda'' olduğunun çok somut bir göstergesi olduğunu ifade etti. Yıldız, Putin ile Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın imzaladığı anlaşmaların, Türkiye'nin enerjideki önemli rolünü bir kez daha pekiştirdiğini belirtti.

Görüşmeler sonucunda iki ülke ilişkilerini geliştirmeye yönelik gaz, petrol ve nükleer enerji alanında anlaşmalar imzalandığına işaret eden Yıldız, iki ülke arasında imzalanan anlaşmalarla değişik sektörlerde işbirliğine gidildiğini kaydetti. Yıldız mektubunda, "Son bir ayda gerçekleşen anlaşmalar, Türkiye'nin, aklın ve sağduyunun elinde, çok önemli potansiyellerini güce dönüştürebilecek bir ülke olduğunu bir kez daha göstermiştir. Enerji satrancının en iyi hamlesini, Avrasya'nın düğüm noktası haline gelen Türkiye yapmıştır" dedi.

'TÜRKİYE HAYATİ ROLE SAHİP'
Yoğun bir enerji diplomasisi sürdürdüklerini belirten Bakan Taner Yıldız, bu yoğun diplomasi trafiği ile Türkiye'nin dünyanın önemli enerji koridorlarından biri haline geldiğinin ve doğunun zengin kaynaklarını Avrupa'ya ulaştırma noktasında ne kadar hayati bir role sahip olduğunun tüm dünya tarafından bir kez daha görüldüğünü bildirdi.

 

2 Mevzuat gereği yılı zararla kapatmaması gereken Türkiye Elektrik Ticaret A.Ş'nin (TETAŞ) ekim başında toptan elektriğe yüksek oranlı zam yapabileceği belirtiyor. Bu değişikliğin tüketiciye yansımasının yüzde 8 zamma işaret etmesi öngörülüyor. Üst düzey bir enerji yetkilisi, "Yılın son dört ayına girerken TETAŞ'ın bilançosunu düzeltmesi için fiyatlarda bir artışa gitmesi gerekecek. Ancak bu konuda Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'na (EPDK) yapılmış bir başvuru yok" dedi. Yetkililer, TETAŞ'ın zam ihtiyacınm yüzde 20'yi bulabileceğini kaydettiler.
3
 

ENERJİ PİYASASI DÜZENLEME KURUMU BAŞKANI

 SAYIN HASAN KÖKTAŞ’IN

GÜNEŞ ENERJİSİ ARENASI KONUŞMASI

 

Sayın Bakanım,

Sayın Komisyon Başkanım,

Türkiye enerji sektörünün çok değerli temsilcileri,

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu ve şahsım adına sizleri saygılarımla selamlıyorum.

 

Güneş Enerjisi Arenası kapsamında bugün yapılacak toplantıların sektörümüz açısından başarılı geçmesini diliyorum.  

 

Türkiye elektrik enerjisi sektöründe, son yılların en önemli konusu hızla artan enerji ihtiyacımızın nasıl ve hangi kaynaklardan karşılanacağı hususu olmuştur.

 

Bu konu, farklı bakış açılarına göre farklı değerlendirme, çözüm önerileri ve uygulamaları içinde barındıran dinamik bir süreçtir.

 

Ancak tüm bu farklı değerlendirmelere rağmen herkesin üzerinde mutabık olduğu temel bir yaklaşım vardır : Bu yaklaşım ülkemiz enerji ihtiyacının karşılanmasında yerli ve bilhassa yenilenebilir enerji kaynaklarına ağırlık verilmesi gerektiğidir. 

 

Ülkemizde başta güneş, rüzgâr ve hidrolik kaynaklar olmak üzere, yerli ve yenilenebilir enerji kaynaklarımız açısından yabana atılamayacak bir potansiyel vardır. Ancak 2008 yılı sonu itibariyle 198 milyar kilovatsaat elektrik enerjisi üretilmişken bu üretimin sadece yüzde 17’lik kısmı yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılanmıştır. 

 

O halde, önemine binaen, sonda söylenecek sözü başta söyleyerek, kamu ve özel sektör olarak hızla, umutla ve inançla çalışmamız gerekmektedir.

 

Bu amaçla güneş enerjisi kapsamında bu arenada cevaplandırılması gereken temel soru şudur : Ülkemizin güneş enerjisi potansiyelini bilhassa elektrik enerjisi olarak sektörümüze kazandırmak için acaba ne tür çalışmalar yapmamız gerekmektedir ?

 

Bu soruya cevap verebilmek için öncelikle şu temel tespitleri yapmamız şarttır : Türkiye, güneş enerjisi potansiyeli bakımından dünyanın birçok ülkesine göre daha avantajlı konumdadır. Yapılan ölçümler, güneşlenme süresi ve ışınım şiddeti açısından, ülkemizin yüksek bir potansiyele sahip olduğunu göstermektedir.

 

Bu potansiyeli birkaç rakamla ifade etmek isterim : Güneş radyasyonu yıllık metrekare başına bin 650 kilovatsaattan fazla olan yerler “ en iyi alanlar ” olarak kabul edilmektedir.

 

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından geçtiğimiz yıl tamamlanan Güneş Enerjisi Potansiyel Atlası çalışmalarına göre, ülkemizde bu kapsamda 4 bin 600 kilometrekarelik bir kullanılabilir alan belirlenmiştir. Aynı çalışmaya göre, ülkemizin güneş enerjisi ile elektrik üretecek teknik potansiyeli yıllık 380 milyar kilovatsaat olarak tespit edilmiştir. Bu potansiyel 56 bin megavat kurulu gücünde doğalgaz çevrim santralına karşılık gelmektedir. 

 

Üstelik ülkemizdeki bu potansiyel dünyanın önde gelen ülkelerinin de üzerindedir. Bu konuda tek bir örnek vermek gerekirse, Almanya’da güneş ışınım şiddeti, metrekare başına yıllık ortalama bin 100 kilovatsaat iken Türkiye’de bu rakam metrekarede bin 311 kilovatsaattır.

 

Üstelik Almanya’da ortalama yıllık toplam güneşlenme süreci bin 600 saat iken ülkemizin güneşlenme süresi 2 bin 640 saattir.

 

Sadece bu rakamlara bakıldığında, Türkiye kağıt üzerinde Almanya’dan daha üstün görünse de fiiliyatta durum farklıdır. Keza, 2006 yılında ülkemizde toplam fotovoltaik kapasitesi 1 megavat civarında gerçekleşmişken, Almanya’da aynı tarihte, kurulu kapasite 2 bin 800 megavatı aşmıştır. Üstelik Almanya’da güneş enerjisi sektöründe 10 binin üzerinde işyeri faaliyet göstermekte ve bu işletmelerde 60 binin üzerinde kişi istihdam edilmektedir.

 

 Sayın Bakanım, Saygıdeğer katılımcılar, 

Ülkemizin teknik güneş enerjisi potansiyeli ile bugüne kadar işletmeye geçirilen kapasite arasındaki bu büyük farklılık diğer tüm yenilenebilir enerji kaynakları için de söz konusudur.

 

Bu durum birkaç yıl öncesine kadar sektörde etkin bir teşvik, piyasa işleyiş mekanizması ve düzenlenme altyapısının kurulmamış olmasından ve bu nedenle özel sektörümüzün bu sektöre yeterince ilgi göstermemesinden kaynaklanmıştır.

 

Ancak son birkaç yılda atılan adımlar sayesinde bilhassa hidroelektrik ve rüzgâr enerjisi yatırımları açısından bu tablo tersine çevrilmeye başlanmıştır.

 

Bugün su kullanım hakkı anlaşmaları imzalayıp Kurumumuzdan lisan alan özel sektörümüz ülkemizin önemli hidroelektrik santral projelerini ekonomiye kazandırmaktadır. Keza birkaç yılda öncesinde 10 megavatlar seviyesinde seyreden ülkemizin rüzgâr enerjisi kurulu gücü ardı ardına devreye alınan santrallar sayesinde bugün 350 megavat düzeylerine çıkmış durumdadır.

 

Lisanslandırma ve yatırım çalışmaları sürmekte olan projeleri dikkate aldığımızda daha yolun başında olduğumuz da aşikârdır.

 

Ben son aylarda katıldığım her toplantıda dünya çapında etkisini gösteren küresel ekonomik krizin ülkemiz enerji sektörü açısından nasıl fırsata dönüştürülebileceğine dair çeşitli argümanlar sunuyorum.

 

Bu kanıtları ifade ederken, bilhassa son birkaç yılda özel sektör işletmeciliğine dayalı enerji piyasamızın sağlam temeller üzerine kurulmuş olmasını referans alıyorum.

 

Aynı kapsamda, 2009 yılı içerisinde güneş enerjisi konusunda da sağlam bir temelin tesis edilmekte olduğunu vurgulamak isterim.

 

İnanıyorum ki, bu yıl, Türkiye Büyük Millet Meclisimiz, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumumuz ve özel sektörümüz tarafından ortaklaşa olarak atılacak adımlar sayesinde güneş enerjisi özelinde yeni bir atılım dönemi başlayacaktır.

 

Bir başka şekilde ifade etmek gerekirse, geçmişte hidroelektrik ve rüzgar enerjisinde olduğu gibi, bu yıl güneş enerjisi konusunda yapılacak yeni düzenlenmeler ve uygulamalar, sektörün ve ülkemizin gelecek 30-40 yılını olumlu şekilde etkileyecek ölçüde önemlidir.  

 

Sizlere bu çalışmalarımız hakkında bazı temel bilgileri vermek isterim.

Kurumumuzun da katkıları ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığımız tarafından güneş enerjisinin nasıl elektrik enerjisine dönüştürüleceği hususunda bir yol haritası oluşturulmaktadır.

 

Bu kapsamda ilk olarak önümüzdeki aylarda güneş enerjisinden üretilecek elektrik için uygulanacak alım garantisi fiyatı ile teknoloji yönünden 5346 Sayılı “ Yenilenebilir Enerji Kaynaklarının Elektrik Enerjisi Üretimi Amaçlı Kullanımına İlişkin Kanun ”da bir düzenleme yapılacaktır.

 

Bu çok önemli bir düzenlemedir, zira güneş enerjisi teknolojilerinin ve dünya uygulamalarının incelenmesi sonucu belirlenecek olan bu alım garantisi fiyatı, sektörde yatırım yapmak konusunda birinci derecede yol gösterici olacaktır.

 

Bu düzenlemenin ardından Elektrik İşleri Etüt İdaremiz tarafından hazırlanacak bir yönetmelik ile, özel sektörümüzün yatırım başvurularına temel teşkil edecek olan bir diğer husus açıklığa kavuşturularak farklı teknolojilere göre teknik yeterlilik kriterleri belirlenecektir. 

 

Ardından Kurumumuz, özel sektör yatırım başvurularının ne zaman ve ne şekilde kabul edileceği ile bu başvuruların hangi kriterler çerçevesinde değerlendirilip sonuçlandırılacağına yönelik bir düzenleme yapacaktır. 

 

Ayrıca aynı bölge için birden fazla yatırım başvurusu yapılması halinde seçimin hangi kriterlere göre ve ne şekilde yapılacağı da düzenlenerek sektörün bilgisine sunulacaktır.

 

Böylece güneş enerjisi sektörüne yatırım yapacak bir yatırımcı, yatırımının nasıl teşvik edileceği, hangi teknik kriterleri taşıması gerektiği, nasıl değerlendirilip nasıl sonuçlandırılacağı ve olası rakipleri ile ne şekilde yarışacağı gibi hususlarda tüm bilgilere sahip olacaktır.

 

Burada Kurum olarak önem verdiğimiz husus, tıpkı dünya uygulamalarında olduğu gibi, güneş enerjisi yatırımcılarının, sürecin başında işin sonunu görebilmesi ve bu itibarla yatırım kararlarını hiçbir belirsizliğe düşmeden verebilmesidir.  

 

Üstelik bu hususlar sadece yatırım kararlarının alınması, bu yatırımın geri dönüşü ve finansmanı gibi kritik ekonomik süreçler açısından değil, ülkemizin güneş enerjisi potansiyelinin en kısa sürede ve en efektif şekilde değerlendirilmesi açısından da çok önemlidir. 

 

Konuşmamım başında ifade ettiğim gibi, bugün titiz bir şekilde sürdürülmekte olan çalışmalar, önümüzdeki yıllarda enerji sektörümüzün güneşini daha da parlatacak niteliktedir.

 

Bu düşüncelerle, Güneş Enerjisi Arenası sırasında ifade edilecek görüş ve önerilerin bu oluşum sürecine değerli katkılar sağlaması diler saygılar sunarım.

epdk.gov.tr / haber / 23.01.2009

 

4
 

Enerjide arz güvenliği ve yatırımlar ...

Bakan Yıldız : “ Türkiye de Enerji Arz Güvenliğiyle İlgili Çok Ciddi Çalışmalarımız Var ”

Yıldız, Bandırma nın enerji sektöründe çok önem verdikleri kritik ve kilit noktalardan biri olduğunu belirterek, En başta boraks işletmemiz var. Eti Holdingin dünyaya açıldığı en önemli çıkış noktalarımızdan bir tanesidir. Bandırma, özel sektörün hem rüzgar hem de doğal gaz santralleriyle ilgili yatırım yaptığı yerlerden biridir dedi.

 

Gazetecilerin özel bir şirket tarafından ilçeye bağlı Dutliman köyünde yapılması planlanan termik santralle ilgili sorusu üzerine Yıldız, şunları kaydetti : “ Türkiye de enerji arz güvenliğiyle ilgili çok ciddi çalışmalarımız var. Türkiye nin büyümesine karar verildi. 3 Kasım 2002 seçimleriyle beraber Türkiye de hem ekonomide hem de diğer sektörlerde büyüme kararı alındı. Büyümeyi karşılayabilecek enerji arzını da yapmamız gerekmektedir. Hangi kanallardan olacak? Bu ister termik, ister doğal gaz, ister hidroelektrik, ister rüzgar isterse diğer enerji kaynakları olsun. Ben dün İsveç te bir toplantıdaydım. Dünyanın ve ülkemizin kirletilmemesi açsından, aynı zamanda enerji güvenliğiyle ilgili tedbirlerin alınması için bir kısım kararlar alındı. ”

 

“ Kyoto Protokolü çerçevesinde çevre faktörlerini ön plana alan, aynı zamanda enerjisiz kalmamamızı sağlayan bir kıvam yakalamamız gerekiyor ” diyen Yıldız, şöyle devam etti: “ Bu konuda eğer termik santrallerin özel sektör veya kamu kanalıyla Bandırma ya kurulmamasıyla ilgili bir kamuoyu oluşuyorsa, bence hiç endişe etmeyin. Termik santralin kendi yöresine kurulmasını isteyen o kadar çok yöremiz var ki. Bence oturup bunu Bandırmalı hemşehrilerim çok iyi düşünmek zorunda. ”

 

11 TRİLYON METREKÜPLÜK DOĞAL GAZ REZERVİ BULUNDU

Yıldız, termik santrallerin kurulduğu bölgeye hem ekonomik hem de istihdam açısından katkı sağladığını dile getirerek, “ Eğer Bandırma istemiyorsa biz başka yerlere alabiliriz. Çok talep eden yerler var. İlla Getirin bu santrali buraya kurun diyen yerler var. Ben çevre faktörlerinin göz önüne alınması kaydıyla bu tür yatırımların eskisi gibi zararlı olmadığını, tam tersi bir çok fayda sağladığını düşünüyorum ” diye konuştu.

 

Vatandaşların düşüncesinin de kendileri için çok önemli olduğunu anlatan Yıldız, şunları kaydetti : “ Ama Türkiye nin enerji arzıyla ilgili çözüm bulmak zorunda olan bizleriz. Elektriksiz bırakmamak durumunda olan bizleriz. Enerji kaynaklarını AB nin hatta dünyanın ortalamasının daha üzerine çıkarmak zorunda olan bizleriz. Ben mutlaka vatandaşlarımızın da bu doğrultuda düşüneceği kanaatindeyim. Eğer yazın klimalı ortamda kalınabiliyorsa, elektrikler zamanında alınabiliyorsa, mutlaka bu yatırımların etkisinin bulunduğunu söylemek isterim. ”

enerji.gov.tr / 25 Temmuz 2009